BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ


COĞRAFİ KONUM
Birleşik Arap Emirlikleri Arap Körfezi'nin ortasında yer almaktadır. Kuzeyden Arap Körfezi, batıdan Katar ve Suudi Arabistan Krallığı, güneyden Umman Sultanlığı ve Suudi Arabistan Krallığı ve doğudan Umman Körfezi'ne sınır komşusudur.

EKONOMİK YAPI
BAE, 2014 yılında EIU tahminine göre 419,6 milyar dolarlık nominal GSMH’sı ile Orta doğu ve Körfez ülkeleri içinde Suudi Arabistan ve İran’dan sonra en büyük üçüncü ekonomiye sahiptir. Satın alma gücü paritesine göre 71.757 dolar kişi başına milli gelir ile Katar’dan sonra ikinci sırada gelmektedir.
Serbest piyasa ekonomisinin hakim olduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ekonomik zenginliği büyük ölçüde Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının (GSYİH) yaklaşık % 38’ini oluşturan petrol ve doğal gaz üretimine dayanır. Bu ürünlerin fiyatlarındaki dalgalanma ekonomiye de yansımaktadır. Ülkenin başlıca ihraç ürünleri ham petrol, doğal gaz ve kurutulmuş balık, başlıca ithalat ürünleri makine ve taşıt araçları, kimyasallar ve gıdadır. BAE dünyanın 7. büyük petrol rezervlerine sahip olup, bu rezervlerin 97,8 milyar varil civarında bulunduğu tahmin edilmektedir. BAE’deki petrolün %90’nından fazlası Abu Dhabi Emirliği’nde üretilmektedir. BAE’nin günlük petrol üretimi 2,75 milyon varil civarındadır.
Dünyanın en büyük yedinci doğalgaz kaynaklarına (6,43 trilyon m3 ) sahiptir. Ülke rezervleri: Abu Dhabi (196 Tcf), Sharjah (10,7 Tcf), Dubai (4,1 Tcf) ve Ras Al Khaimah (1,1 Tcf ) emirliklerinde yer almaktadır.

BANGLADEŞ


COĞRAFİ KONUM
Bangladeş, Güneydoğu Asya’da yer almaktadır. Ülkenin doğuda, batıda ve kuzeyde Hindistan ile güneyde ise Bengal Körfezi ve çok küçük olmak üzere Myanmar ile sınırı vardır. Bangladeş’in yüzölçümü 147,570 kilometrekaredir (56,977 mil kare). Alüvyonlu düzlükleri verimli tarım arazileridir. Topraklarının büyük bölümü üç büyük nehrin (Ganj, Brahmaputra, Meghna) ve beraberinde pek çok nehrin ve kanalın oluşturduğu bir deltadır. Engin yeşil tarlalar kuzeydoğuda 244 metre ve güneydoğuda 610 metre ortalama yükseklikleri olan alçak dağlarla çevrilmiştir. En yüksek nokta Chittagong dağlık bölgesinin güneydoğu ucunda bulunmaktadır.

EKONOMİK YAPI
Bangladeş ekonomisi, 20 yıldan fazla bir süre içerisinde yardıma bağımlı bir ekonomiden ticarete bağımlı bir ekonomiye dönüşmüştür. Bununla birlikte, Bangladeş’in orta gelir düzeyinde bir ülke olabilmesi için gerekli görülen yatırım odaklı büyümeye geçebilmesi henüz başarılamamıştır. Hazır giyim sektörü ve işçi gelirleri ekonominin en dinamik olduğu alanlardır. Bangladeş, ülkenin tek bol kaynağı olan düşük ücretli, emek yoğun iş gücünü iyi bir şekilde kullanmaktadır.
Kişi başına ortalama gelir yıllık 2.000 $’a yaklaşmıştır. Uzmanlar, GSYİH’nın % 7 oranında büyümesinin ülkedeki yoksulluğu önemli oranda düşürebileceğini belirtmektedirler. Bu hedefe ulaşmadaki en önemli engel ise tasarruf ve yatırım oranlardaki düşük büyüme hızı olarak görülmektedir. Bangladeş’te yurt içi tasarrufların GSYİH’ya oranı yaklaşık % 20, yatırımların GSYİH’a oranı ise yaklaşık % 25 oranındadır. Son yıllarda, toplam yatırımın % 75’inin inşaat sektörü ile ilgili olduğu ve özel sektörün bu yatırımların 2/3’ünü gerçekleştirdiği görülmektedir.
Telekomünikasyon sektöründeki özelleştirmelerin sonucu olarak son yıllarda yabancı sermaye yatırımları artmıştır. 2004 yılında cep telefonu kullanıcı sayısı 4 milyon iken 2014 Mart
Yurt içi kaynakların düşük kapasitedeki yatırım finansmanı gücü göz önüne alındığında, ülkenin önceliği ihracat odaklı sanayileri teşvik ederek yurt dışı yabancı sermaye çekmeye vermesi gerektiği uzmanlarca belirtilmektedir. Ayrıca, yabancı sermayenin çekilebilmesi için bürokratik engellerin azaltılması ve zarar eden kamu şirketlerinin satılması da önemlidir. Bangladeş dünyada en düşük oranda kişi başına yabancı yatırım çeken ülkelerden biri konumundadır.

BEYAZ RUSYA


COĞRAFİ KONUM
Belarus (Beyaz Rusya ya da Byelorussia), Avrupa’nın merkezinde, Rusya Federasyonu, Avrupa ülkeleri ve Asya arasında büyük ve önemli kara ve demiryolları arasında kalan, temel iletişim noktaları ile petrol ve doğalgaz boru hatlarının kesiştiği bir konumda bulunmaktadır. Rusya’nın merkezi ve batı kesimleri ile Batı Avrupa, Karadeniz, Baltık Denizi arasındaki en kısa yollar Belarus üzerinden geçmektedir. Eski SSCB üyesi olan Belarus kuzey Avrupa’da Rusya ile yakın ilişkiler geliştiren ülkelerin başında gelmektedir.
Ülke, kuzeyde Letonya, kuzeybatıda Litvanya, kuzeydoğu ve doğuda Rusya Federasyonu, batıda Polonya güneyde ise Ukrayna ile sınır komşusudur. Ülkenin sınırlarının toplam uzunluğu 2969 km’dir. Ülkenin başkenti Minsk’tir.
Belarus başlıca altı idari bölgeye ayrılmaktadır. Bu bölgeler (oblast), Minsk, Brest, Vitebsk, Gomel, Grodno ve Mogilev’dir. Ülkede 118 şehir, 110 kasaba idaresi bulunmaktadır.
Ülke iklim özellikleri bakımından orta derecede kıta iklimi özelliği göstermektedir. Kışlar göreli olarak daha yumuşak ve nemli, yazlar daha sıcaktır. Son yıllarda kışlar biraz daha yumuşak geçmeye başlamıştır. Ocak ayı ortalama sıcaklığı -8ºC ile -4,5ºC arasında ve Temmuz sıcaklığı +17º C +18.5º C arasında gerçekleşmektedir. Sıfırın üstü sıcaklıklar 230-263 gün arası sürmektedir.
Belarus topraklarının % 43,2’sini tarım alanları oluşturmaktadır. Ülke yüzölçümünün %40,9 gibi önemli bir kısmını ormanlar oluşturmakta ve bu oran merkezi ve Doğu Avrupa için de önemli bir katkıda bulunmaktadır. Ülke kişi başına 0,94 hektar orman alanı ve 136,1 m3 kereste rezervleriyle Avrupa ortalamasının neredeyse iki katına yakın orman zenginliğine sahiptir.
Ülke yağış rejimi olarak genellikle yağışlı bir bölgede yer almaktadır. Yılda yağan ortalama yağmur miktarı 600-700 mm’yi bulur. Yağışlı gün sayısı ortalama olarak en çok Nisan-Ekim ayları arasında görülür. Kar örtüsü ülkenin güney batısında 75 gün ve kuzey doğusunda 125 gün yerde kalmaktadır.
Belarus’un denize kıyısı bulunmamakla birlikte nehirler ve su kaynakları yönünden oldukça zengindir. Ülkede irili ufaklı 20.000 nehir ve ırmak bulunmakta olup bunların toplam uzunluğu 91.000 km’dir. Nehirlerin en büyükleri Dnyeper, Pripyat, Neman; göllerin en büyükleri ise Naroch (Minsk), Osveyskoye (Vitebsk), Chervonoye (Gomel)’dir.

EKONOMİK YAPI
Beyaz Rusya ekonomisine genel olarak bakıldığında Rusya Federasyonu ile yakın ilişkilerinin önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Özellikle dış ticaretinin büyük oranda bu ülkeyle olmasının yanı sıra BDT ülkeleri arasındaki konumu da ekonomik gelişmişlik düzeyini etkilemektedir. Ülkede devletin ekonomideki ağırlığı fazladır; bu anlamda büyük işletmelerin tamamına yakını devlete aittir. Ülke resmi olarak ithal-ikamesi stratejisi izlemekte, bu çerçevede, halk ithal mal satın almak yerine yerli malları kullanmaya teşvik edilmektedir. Devlet bankaları, Beyaz Rusya ürünü mobilya ve ev eşyaları için ucuz krediler sağlamaktadır. Perakendeci firmalar belirli oranda yerli üretim mallar bulundurmakla yükümlüdür.
İthal ikamesine dayalı kalkınma stratejisinin yanı sıra ülkede varolan potasyum kaynakları ile işlenen petrol sonucu elde edilen petrol ürünleri ihracatta önemli yer tutmaktadır.
Sovyetler Birliği döneminden kalan kamu işletmelerinin üretimden aldığı pay yüksektir. Özelleştirmenin yavaşlaması, sermaye kaçışlarının yaşanmaması, sıkı idari kontroller neticesinde, diğer BDT ülkelerinin aksine, Beyaz Rusya’nın SSCB’nden devraldığı tesisler bağımsızlık sonrasında üretim kapasitelerinin çok az bir kısmını kaybetmiştir. Ancak Beyaz Rusya ekonomisinde son yıllarda görülen rekabet gücündeki azalmanın sebepleri arasında bu tesislerin teknolojisinin ve sermaye stokunun eskimeye başlaması, üretim yöntemlerinin etkinlikten uzak ve fazla enerji yoğun hale gelmesi ve bazı devlet fabrikalarının üretimden satışlarının azalması sebebiyle stoklarında artışlar yaşanması gösterilebilir.
Ülke ekonomisinin önemli özelliklerinden birisi olarak Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya petrolünü ve doğalgazını Avrupa ülkelerine göre çok ucuza almaya devam etmesi ve Rusya’dan aldığı ham petrolü işleyerek ihracatında önemli bir kalem olarak kullanması sayesinde yüksek gelirler elde etmesi gösterilebilir. Rusya’dan aldığı doğal gazı transit olarak Avrupa ülkelerine satması da özellikle 2000’lerin başlarından itibaren artan petrol ve doğal gaz fiyatları düşünüldüğünde, ülkenin dış ticaret dengesini olumlu etkilemiş ve bu dönemde yüksek büyüme hızları göstermesine önemli katkıda bulunmuştur.
Ülke dış ticaretinin büyük bir bölümünü Rusya Federasyonu ile yapmaktadır. Özellikle son yıllarda giderek artan dış ticaret açığı, Rusya pazarındaki rekabet gücünün giderek azalması ve yaşanan ekonomik kriz sonrası ortaya çıkan talep daralmasının yarattığı olumsuzluklarla ilişkilendirilebilir. Rusya Federasyonu’nda yaşanan siyasi ve ekonomik sorunlar da Beyaz Rusya’yı doğrudan etkileyebilmektedir. Gerek ekonomik gerekse siyasi açıdan Rusya Federasyonu’yla olan yakın ilişkiler olumsuz şartlardan da öncelikle etkilenme potansiyelini doğurmaktadır.

ENDONEZYA


COĞRAFİ KONUM
Güneydoğu Asya ile Avustralya anakaraları arasında uzanan bir adalar grubu devleti olan Endonezya’nın karasuları toplam yüzölçümünün yaklaşık olarak dört katı kadardır. Kuzeyde Malezya, doğuda Papua Yeni Gine ile komşu olup, batısında ve güneyinde Hint Okyanusu bulunmaktadır. 13 bin kadar adasıyla Endonezya pek çok önemli ticari ve stratejik suyollarını kontrol etmektedir. Endonezya topraklarının yarısından fazlası ormanlık olup, önemli bir bölümü de dağlık ve volkaniktir.

EKONOMİK YAPI
Bağımsızlığını ancak 1945’te kazanmış olan Endonezya, 1950’li ve 1960’larda yaşadığı büyük iktisadi sorunların ardından iktisadi hedeflerini 5 yıllık kalkınma planları ile belirlemektedir. Kararlı iktisadi idare ülkenin istikrarlı bir büyüme oranı tutturmasını sağlamıştır. Bu büyüme oranı 1970-96 döneminde yıllık %6’nın üzerinde gerçekleşmiş olup, 1960’larda fakir ülkeler sınıfında yer alan Endonezya 1996 yılında gerçekleştirdiği 1.150 $’lık kişi başına gelirle orta gelirli ülkeler sınıfına girmiştir. Zengin doğal kaynakları, 240 milyon nüfusu ve geride bıraktığımız son 25 yılda gösterdiği büyüme performansı ile Uzak Doğu’nun kaplanları arasında sayılan Endonezya, 1997 yılı ortalarında baş gösteren Asya Krizi ile mali çevrelerin dikkatlerini üzerinde toplamıştır.
Bugün Endonezya ekonomisinin dengeleri oldukça iyi olarak kabul görmekte ve bu ana sektörlerin önemli rol oynaması sayesinde ortaya çıkmaktadır. Tarım (mezbahacılık, balıkçılık ve ormancılık dahil) geleneksel olarak istihdam ve üretim açısından baskın aktivite konumunu sürdürmektedir. Ülkede birçok mineral kaynak bulunmakta ve son 30 yıl içinde oldukça hızlı bir şekilde değerlendirilmekte ve böylelikle madencilik sektörü ödemeler dengesine önemli katkı sağlamaktadır

ETİYOPYA


COĞRAFİ KONUM
Etiyopya yaklaşık 1.1 milyon kilometre karelik bir yüzölçüme sahiptir. Kuzeyinde Eritre, Cibuti ve doğusunda Somali bulunurken, batıda Sudan ve güneyde Kenya ile komşuluğu bulunmaktadır. Etiyopya’nın denize sınırı yoktur. Dağlık bölgeler ülkenin kuzey kesimlerinde yer almaktadır. 4500 metre yüksekliğe sahip Ras Dashen, Semien Dağlarında bulunmaktadır.
Etiyopya yüksekliği 2000 ve 3000 metreler arasında değişen yüksek bir platoya sahiptir. Ülkenin kuzey doğusundan başlayan ve merkezden güneybatıya doğru genişleyen Rift Vadisi ülkeyi iki bölüme ayırmaktadır. Rift Vadisinin güney ve güneybatısında çok sayıda göl bulunmaktadır. Etiyopya’da Abay olarak bilinen Nil Nehri ülkeyi kuzeybatıdan girerek yaklaşık 800 km.lik bir yol katetmektedir. Etiyopya’daki en uzun iki nehir güneydoğu istikametinde akan ve yüksek bölgelerden düşük rakımlı bölgelere doğru ilerleyen Awash ve Wabishebelle nehirleridir. Ülkede yaklaşık 3 milyar MW hidroelektrik üretimini mümkün kılan irili ufaklı çok sayıda nehir bulunmaktadır.

EKONOMİK YAPI
Dünyanın ve Afrika’nın en fakir ülkelerinden birisi olan Etiyopya’da 1990’lı yılların başından itibaren serbest pazar ekonomisine dayalı stratejiler izlenmeye başlanmış ve yapısal reformların uygulanmasına öncelik verilmiştir. Bu çerçevede, iç fiyatların yeniden düzenlenmesi, dış ticaretin liberalizasyonu, devlet işletmelerinin özelleştirilmesi ve iç ve dış özel yatırımların desteklenmesi hükümetlerin öncelikli hedefleri arasında yer almıştır.
Hükümet yollar, elektrik santralleri ve telekomünikasyon gibi ülkenin altyapısını geliştirmek amacıyla yoğun bir yatırım sürecine girmiştir. Bunun yanı sıra, hükümet kamu iktisadi kuruluşlarının özelleştirilmesi programını da yürürlüğe koymuştur. Özelleştirme süreci her ne kadar yavaş olsa da son on yıl içerisnde bir çok küçük ve orta ölçekli kamu iktisadi kuruluşu özelleştirilmiştir.
Hükümet elektrik santralleri ve telekomünikasyon gibi sektörlerde yabancı yatırımların ülkeye çekmeye çalışmaktadır. Etiyopya’da tarım sektörü, tekstil ve deri gibi tarıma dayalı sanayilerde ve turizm sektörünün gelişiminde de yabancı sermayeye büyük ihtiyaç duyulmaktadır.
Yabancı ve yerli özel sektör yatırımlarını teşvik etmek amacıyla, 1992 yılında Yatırım Kanunu (Investment Code) çıkarılmış ve bu güne kadar bu kanunda bir kaç kez değişiklik yapılmıştır.
Etyopya’da 2010 yılının Ağustos ayında 2010-2015 dönemini içeren beş yıllık kalkınma planı yürürlüğe girmiştir. Söz konusu plan Etiyopya’da sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ve yoksulluğun giderilmesi için önemli tedbirleri içermektedir. Bu kalkınma planından önce 2006-2010 döneminde yürütülen gelişme ve değişim planı (GAP) da son kalkınma planının uygulanmasında esas teşkil etmiştir. Söz konusu planlarda tarım, sanayi ve altyapı öncelikli konuları teşkil etmekte olup, ülkedeki yaşam standartlarının yükseltilerek yoksulluğun giderilmesinin hizmetler sektöründen ziyade özellikle bu sektörlere önem verilerek sağlanabileceği hususu benimsenmiştir.
Son kalkınma planına göre Etiyopya ekonomisinin yıllık ortalama minimum %11 ve maksimum %14,9 oranında gelişme göstermesi hedeflenmiş olup, tarım sektörünün ekonominin lokomotif sektörü olmaya devam edeceği ve 2015 yılına kadar tarım sektörünün yıllık ortalama minimum %8 ve maksimum %14,5 oranında gelişme göstermesi hedeflenmektedir. Plan hedeflerine ulaşmak için tarım sektöründe yeni arazilerin tarıma açılması, girdi kullanımının artırılması, alt yapının iyileştirilmesi ve elde edilen üretimin daha iyi koşullarda pazarlanmasının teşvik edileceği belirtilmektedir. Özellikle ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan hububat, kahve ve çay gibi ürünlerin üretimlerinin artırılması da hedeflenmektedir.

HİNDİSTAN


COĞRAFİ KONUM
Hindistan güney Asya’da yer almakta olup; güneyinde Hint Okyanusu, batısında Pakistan, kuzeyinde Çin, Bhutan ve Nepal, doğusunda ise Bangladeş ve Myanmar ile komşudur. Yüzölçümü bakımından dünyanın yedinci büyük devletidir. Hindistan’ın güneyinde tropikal muson iklimi hakim iken kuzeyinde iklim ılımandır. Hindistan’ın güney ve orta kesimleri platolardan oluşurken batısında çöller, kuzeyinde ise Himalaya Dağları yer alır.

EKONOMİK YAPI
Hindistan ekonomisi iki farklı yapıya sahiptir. Bir yanda, orta sınıfın en zekilerini çalıştıran modern ve küresel rekabet gücüne sahip bilgiye dayalı hizmetler sektörü, diğer yanda çoğunlukla az eğitimli işgücünün çalıştığı ve rekoltesi yağışlara bağlı tarım sektörü yer almaktadır. İmalat sektörü geleneksel olarak kalitesiz mallar nedeniyle yetersiz olmasına rağmen, bu durum son yıllarda değişmeye başlamıştır. Hizmetler sektöründeki güçlü büyüme neticesinde sektörün GSYİH içinde payı 2012 yılında %56,3 olarak gerçekleşirken, tarım sektörünün payı %17,5, sanayinin payı ise %26,2 olmuştur. 2015 yılı sonunda bu oranların hizmet sektörü için %58,9, sanayi için %24,5 ve tarım için %16,6 olması beklenmektedir.
Son yıllarda ekonominin tarıma bağımlılığı azalmış olsa da GSYİH’deki dalgalanmalar hala yıllık muson yağmurlarının sonuçlarına bağlıdır. Toprak sahiplerinin çoğunluğu geçinecek kadar tarım yapabilmektedirler ve çoğu çiftçi ailesi yoksulluk sınırının altında yaşam sürdürmektedirler. Hindistan özellikle kırsal alanda dünyadaki en kötü insani gelişim indekslerinin bazılarına sahiptir. Buna karşın, Hindistan aynı zamanda çok sayıda yüksek nitelikli işgücüne ve birkaç tane uluslararası endüstriyel gruba da sahiptir.

IRAK


COĞRAFİ KONUM
Bir Ortadoğu ülkesi olan Irak, kuzeyden Türkiye, doğudan İran, güneydoğudan Basra Körfezi ve Kuveyt, güneyden Suudi Arabistan, batıdan da Ürdün ve Suriye ile çevrilidir. Türkiye ile 352 km, İran ile 1458 km, Ürdün ile 181 km, Kuveyt ile 240 km, Suudi Arabistan ile 814 km ve Suriye ile 605 km sınıra sahiptir.
Türkiye ve İran sınırına yakın bölgelerde dağlık arazilerin ve İran sınırında bataklıkların görüldüğü çoğunlukla da düzlük arazilerden oluşan Irak topraklarının % 13'ü tarım alanı, % 10'u otlak, % 4'ü orman ve çalılıktır.
En yüksek yerleri Handran (2625 m.) ve Sincar Dağı (1500 m)'dır. En önemli akarsuları kaynağı Türkiye'de olan Fırat ve Dicle nehirleridir.
Bölgelere göre değişiklik arz eden bir iklimi vardır. İç kesimlerde bulunan başkent Bağdat'ta yıllık sıcaklık ortalaması 23 °C, yıllık yağış ortalaması ise 140 mm'dir. Basra şehrinde bu ortalama, 24°C /171 mm.'dir. Bağdat’ta en sıcak aylar Haziran-Ağustos dönemidir. Bu aylarda en düşük ve en fazla sıcaklıklar ort. 35-50°C’dir. Ancak nem oranı düşüktür. Bağdat’ta en soğuk dönem 4-16°C ile Aralık-Şubat dönemidir.
Yağışın en az olduğu aylar 1 mm ortalama ile Haziran-Eylül iken, en iyi yağış ortalamasına sahip ay 28 mm ile Mart’tır.

EKONOMİK YAPI
Irak ekonomisi, kamu ekonomisi ağırlıklıdır. Yatırım projelerinin çoğunluğu kamu bütçesinden karşılanmaktadır. Dünya Bankası ve IMF ile bazı gelişmiş ülkeler de (Japonya, Çin, G.Kore, Almanya) proje bazında Irak Hükümetine kredi açabilmektedir.
Dış krediler konusunda, kamu bankası olan Trade Bank of Iraq önemli rol oynamaktadır. Yatırımcı kamu kurumları ihale bedeli ödemeleri, teminat mektubu gibi finansal işlemlerini genelde TBI üzerinden yürütmektedir.
Özel sektör, finansal ve iş tecrübesi açısından yetersizdir. Bu bağlamda yabancı firmalara gereksinim vardır. Nitekim, Irak Konut Bakanı basına yaptığı bir açıklamada, okul, hastane, yol/köprü, konut ve altyapı projelerini gerçekleştirebilmeleri için yabancı firmalara ihtiyaç duyduklarını dile getirmiştir. Dolayısıyla yabancı yatırımcıya yönelik kasıtlı bir engel/kısıtlayıcı bir uygulama veya politika sözkonusu değildir.
Irak Özel Sektörü ülkenin dönem dönem yaşadığı siyasi, askeri ve mali sıkıntılar nedeniyle gelişememiştir.
Irak'da bulunan petrol arıtma istasyonları, petrol boru hatları, montaj fabrikaları, çimento ve demir-çelik fabrikaları, enerji santralleri devlete aittir. Özel sektörde ise marketler, dokuma tezgahları, şehiriçi nakliye, deri işleme atölyeleri, tamir-bakım-onarım atölyeleri, dikiş-nakış tezgahları ve tarıma dayalı küçük ve orta ölçekli sanayi işletmeleri ile esnaf ve sanatkarlar bulunmaktadır.
Irak'da hemen her bakanlığa bağlı devlet (sanayi/ticaret/inşaat) şirketleri bulunmaktadır. Devlet, ülkenin ihtiyaçlarını bu şirketler kanalıyla temin etmektedir. Bu şirketlerin 200 civarında olduğu ve bazılarının çok az hisselerinde (%5-10) özel şahısların payı bulunduğu bilinmektedir.
Irak'ta tek müstakil belediye yapılanması Bağdat’tadır. Diğer İllerde ise Valilikler bünyesinde birer daire şeklinde yapılanmıştır.
Merkezi Bakanlıklara ilaveten, illerde Valiliklerin de (il yatırım komisyonları), bütçeleri dahilinde, konut ve altyapı işleri için ihaleye çıkma yetkileri bulunmaktadır. Bu kapsamda en faal çalışan İl Basra’dır.
Amerikan Ticaret Bakanlığına bağlı kuruluş USAID, Irak'da gelecek için potansiyel teşkil eden illeri Kerkük, Anbar, Necef, Kerbela ve Basra olarak belirlemiştir.

İTALYA


COĞRAFİ KONUM
İtalya, Avrupa’nın güneyinden Akdeniz içlerine doğru kuzeybatı güneydoğu yönünde uzanan bir yarımada üzerinde yer alır. Güneyinde ve batısında Akdeniz, doğusunda Adriyatik Denizi ve kuzeyinde Alp Dağları ile çevrelenmiştir. Akdeniz’deki Sicilya ve Sardunya adaları ile yarımada çevresindeki irili ufaklı birçok ada İtalya’ya aittir. Kuzeyde, Lugano Gölü’nün İsviçre’de bulunan kısmında, göl kıyısında bulunan Campione kasabası da İtalya topraklarından tamamen ayrı bir durumda olmasına rağmen resmi olarak İtalya toprağıdır.
İtalya’nın, kuzeybatısında Fransa, kuzeyinde İsviçre ve Avusturya, kuzeydoğusunda Slovenya ile kara sınırı bulunmaktadır. Ayrıca kendi toprakları içerisinde bulunan iki bağımsız ülke ile de sınırı vardır. Bu ülkelerden biri Katolik mezhebinin dini başkenti olan, Roma içerisindeki Vatikan Devleti (0,44 km2); diğeri de Avrupa’nın yaşayan en eski cumhuriyeti olan ve Floransa’nın 100 km. kadar batısında yer alan San Marino Cumhuriyeti (481 km2)’dir.
Bu ülkelere ek olarak Adriyatik ülkelerinden Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ ve Arnavutluk’un, Akdeniz ülkelerinden Yunanistan, Tunus ve Malta’nın aralarında kara sınırı bulunmamasına rağmen İtalya’ya komşu ülke olduğu söylenebilir.
İtalya’nın kuzeyden güneye 1.150 km. boyunca uzanan bir coğrafyaya sahip olması nedeniyle iklim bölgeden bölgeye değişiklikler göstermektedir. Yazları kuzeydeki yüksek kesimler haricinde ülkenin hemen her yeri güneşlidir ve gün içindeki en yüksek sıcaklıklar 30 derece civarında gerçekleşmektedir. Kış aylarında ise sıcaklıklar bölgeden bölgeye değişmekte, Milano’da 0 derece iken, Roma’da +10 derece, Sicilya ve Sardunya adalarında ise +20 derece olabilmektedir.

EKONOMİK YAPI

IMF 2014 yılı verilerine göre İtalya dünyanın sekizinci, Avrupa’nın dördüncü büyük ekonomisidir.
Avrupa Birliği’nin kurucu üyesi olan İtalya, aynı zamanda ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Kanada, Japonya ve Rusya ile birlikte G8 adı verilen sanayileşmiş ülkeler grubuna dahildir.
İtalya, II. Dünya Savaşı sonrasında savaşın getirdiği ağır ekonomik çöküntüye maruz kalmıştır. Takip eden dönemde ABD’nin uyguladığı Marshall Planı ile sanayi tesislerini yeniden yapılandırma konusunda ihtiyaç duyduğu dış sermayeyi elde eden İtalyan ekonomisi, sanayi sektöründe istihdam edilecek işgücünü de ülkenin güney kesimlerinden gelen göçmenlerden karşılamıştır. 1950-1960 döneminde bu iki önemli itici gücün birleşmesi sonucunda zayıf bir tarımsal ekonomiden güçlü bir sanayileşmiş ekonomiye dönüşüm gerçekleştirilmiştir. 1959 ve takip eden üç yıl boyunca ortalama olarak yıllık % 6,3 oranında ekonomik büyüme gerçekleşmiş ve bu dönem daha sonraları İtalyan ekonomik mucizesi (il boom economico) olarak anılmaya başlanmıştır.
1957 yılında AB’nin temelini oluşturan Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)’nun kurulmasıyla başlayan süreçte Altılar olarak anılan Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg’un oluşturduğu gümrük birliği sayesinde aralarındaki ticareti sürekli olarak geliştiren söz konusu ülkeler aynı zamanda Avrupa’nın ekonomik gelişimine de hız kazandırmıştır.

KAMERUN


COĞRAFİ KONUM
Atlas Okyanusu’na kıyısı bulunan Kamerun, güneyde Ekvator Ginesi ve Gabon; doğuda Orta Afrika Cumhuriyeti; kuzeyde ise Çad ve Nijerya ile komşudur. Yüzölçümü 475 bin km2’dir.
Ülkenin güneyi ile Atlas Okyanusu’na kıyısı bulunan batısında ekvator iklimi hakimdir. Dolayısıyla bu bölge sıcak, bol yağışlı ve nemli bir iklime sahiptir. Kuzeye gidildikçe iklim kuraklaşır ve yağış miktarı önemli ölçüde düşer.

EKONOMİK YAPI
Kamerun’un GSYİH’sı cari fiyatlarla 23 milyar dolar civarında bulunmaktadır. Satınalma gücü paritesine göre kişi başı gelir ise 2.200 dolar civarında seyretmektedir.
Ülke nüfusunun yaklaşık %70’i geçimini tarımsal faaliyetlerden temin etmektedir. Tarımsal üretim temel gıda ihtiyacını karşılamak ve ihracat geliri elde etmek amacıyla yapılmaktadır. İhracata yönelik olarak üretilen başlıca tarım ürünleri; kakao, kahve, pamuk, muz ve kauçuktur.
Ülkedeki en önemli endüstriyel faaliyet alüminyum üretimidir. Alüminyum, kamu-özel sektör ortaklığında işletilen Alucam tarafından üretilmektedir.
İnşaat sektörü; ulaşım altyapısı, tarım, sağlık ve eğitim alanlarına yapılan kamu yatırımları sayesinde hızla büyümektedir.
Hizmetler sektöründe telekomünikasyon ve ulaşım hizmetleri en önemli faaliyetlerdir.
Ülkedeki en önemli ekonomik faaliyetlerden biri de madenciliktir. Birincil ürün petrol yanında boksit, kobalt, demir filizi, altın, petrol ve doğal gaz alanlarında uluslararası madencilik firmalarının arama, işletme ve üretim faaliyetleri hızla artmaktadır.

KENYA


COĞRAFİ KONUM
Kenya; kuzeyde Etiyopya, kuzeybatıda Sudan, batıda Uganda, güneyde Tanzanya ve kuzeydoğuda Somali ile komşudur. Komşu ülkeler ile sınır uzunlukları; Etiyopya 861 km, Somali 682 km, Sudan 232 km, Tanzanya 769 km ve Uganda 933 km şeklindedir. Doğusundan Hint Okyanusu ile denize çıkışı vardır.
İklim, rakıma bağlı olarak değişiklik göstermekle birlikte, kıyı kesimleri sıcak ve rutubetli, 20°C-32°C arasında iken, deniz seviyesinden yükselen bölgelerde sıcaklık düşmektedir. Kuzey kesimi kurak olan ülkenin diğer bölgeleri ortalamanın üzerinde yağış alır.

EKONOMİK YAPI
Kenya Doğu Afrika’daki en büyük ekonomidir. Kenya bölge içi rekabet ile karşı karşıyadır, bu rekabet son yıllarda önemli ölçüde ekonomik büyüme gösteren Uganda ile piyasa ekonomisi yolunda ekonomik reformlara imza atan Tanzanya’dan kaynaklanmaktadır. Doğu Afrika Topluluğu (EAC) üyesi bu üç ülke 1 Ocak 2005 tarihli gümrük birliği sonucunda birbirlerine her geçen gün daha da bağımlı hale gelmektedir.
Tarım sektörü 2011 yılı tahminlerine göre GSYİH’nın %24,5’ini oluşturmaktadır. Tarım doğrudan ve dolaylı olarak istihdamı sağlamaktadır. Kenya’nın verimli tarım alanları ülkenin orta ve batı kısmında yer almaktadır. Hayvancılık ise ülkenin yarı kurak kuzey ve doğu bölgelerinde yoğunlaşmıştır.
Ülkede 2011 yılı verilerine göre GSYİH içinde sanayinin payı %14,9 ve hizmetlerin payı ise %66,1 şeklindedir. Ülkenin EKONOMİK YAPIsında hizmetlerin payının diğer bölge ülkelere kıyasla yüksek olmasında, diğer Afrika ülkelerinin tersine doğal zenginlikleri arasında madenlerden ziyade verimli toprakların bulunması ve turizm sektörünün canlı olması önemli rol oynamaktadır. Hizmetler sektöründe iletişim, bankacılık ve turizm sektörleri ön plana çıkmaktadır. Ticaret ve taşımacılık da yine hizmetler sektörüne katkı sağlayan önemli alt sektörlerdir.
Sanayileşme ülkenin önemli hedeflerinden birisi olmakla birlikte, bağımsızlığın kazanılmasından bu güne dek bu alanda önemli bir ilerleme sağlanamamıştır. Enerji ve su sektörlerinin GSYİH’daki payı %4, madencilik sektörünün GSYİH’daki payı ise %0,5 oranındadır. Sanayi sektörü üç büyük kent olan Nairobi, Mombasa ve Kisumu’da yoğunlaşmıştır. İmalat sanayinde değirmencilik, bira üretimi, süt ve şeker rafinasyonu gibi gıda işleme sanayi ön plandadır. Kenya Mombasa’da rafineri yoluyla petrol ürünleri üretmekte olup, önemli bir çimento üretim kapasitesine de sahiptir.

KUVEYT


COĞRAFİ KONUM
Kuveyt; Basra Körfezinin kuzeyinde yer almaktadır. Kuveyt ile Suudi Arabistan arasındaki tarafsız bölgedeki 2590 km2’lik alan da dahil edildiğinde toplam 17,818 km2’lik yüzölçüme sahip olan Kuveyt’in kara komşuları Irak ve Suudi Arabistan olup, Irak ile 240 km, Suudi Arabistan ile ise 222 km sınıra sahiptir. Kuveyt’in toplam kıyı uzunluğu ise 499 km’dir. Boubiyan Adasında yer alan bataklık alanlar dışında, Kuveyt’in tamamına yakını düz ve çöl alanlardan oluşmaktadır. Ülkenin en yüksek noktası 306 m. olup, dağ, akarsu, ve benzeri fiziksel yapılara sahip değildir. Boubiyan ve Failaka Adaları dışında bazı küçük adalar bulunmaktadır.

EKONOMİK YAPI
Kuveyt ekonomisi petrole dayanmaktadır. GSYİH’nın yaklaşık % 50’si ve ihracat gelirlerinin yaklaşık % 95’i petrolden kaynaklanmaktadır. GSYİH’nın yaklaşık % 4,8’ine tekabül eden imalat sanayi ise hidrokarbona dayalı rafineri ve petro kimya endüstrisinden oluşmaktadır.
Önceki yıllarda, petrol fiyatlarında yaşanan artışlar, Kuveyt’e önemli ölçüde likidite sağlamış, bu da ülkenin yeniden inşa ve yapılanma dönemine girmesine imkan vermiştir. Bu durum istihdamın son on yılın en yüksek rakamlarına ulaşmasına ve zaten yüksek olan tüketim harcamalarının artmasına da yol açmıştır. Özel sektör hem tüketim harcamalarındaki artıştan, hem de kamu alım ve ihalelerindeki artıştan büyük ölçüde fayda görmüştür.
Kuveyt Devleti bazı temel girdi fiyatlarına sübvansiyonlar uygulamaktadır. Su, elektrik, akaryakıt, et, un, ekmek, demir-çelik ve çimento gibi ürünlerin uygulanan sübvansiyonlar ile düşük fiyatlarla satılması, yurtiçi telefon görüşmelerinin ücretsiz sağlanması, bütçe giderlerini artırmakta ve sübvanse edilen ürünlerin tüketiminde gereksiz artışlara ve kaynak israfına neden olmaktadır.

MISIR


COĞRAFİ KONUM
Mısır topraklarının büyük bölümü Afrika kıtasının kuzey doğusunda yer almakla birlikte, ülkenin kuzey doğu bölgesi Süveyş kanalı ile Arap yarımadasından ayrılmaktadır. Mısır doğuda İsrail ve Suudi Arabistan, batıda Libya, güneyde ise Sudan ile komşudur.

EKONOMİK YAPI
Mısır Arap ülkeleri içinde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından üçüncü büyük ekonomidir. Afrika kıtasında ise Güney Afrika’dan sonra ikinci büyük ekonomiye sahiptir. Gelişmekte olan Mısır ekonomisi önemli ölçüde dış ticaret açığı vermekle birlikte, bu açık, turizm, Süveyş kanalı ve işçi gelirleriyle kapatılmaya çalışılmaktadır. 2014 yılında tarım sektörü GSYİH’nın % 14,5’ini oluşturmuştur. GSYİH’nın yaklaşık % 39,9’unu oluşturan imalat sanayi petrol işleme dahil, Kahire ve Nil Deltasında yoğunlaşmıştır. Petrol sanayi, tekstil ve hazır giyim en önemli sektörlerdendir. Diğer gelişmiş sanayi dalları çelik, çimento, kimyasallar ve ilaç sanayidir. Turizm, doğal gaz, Süveyş Kanalı gelirleri ve beraberinde Körfez Ülkeleri’ndeki yenilenme çalışmaları nedeniyle inşaat sektöründeki canlanma, ekonominin lokomotifi durumuna gelmiştir. Mısır ekonomisinde turizmin önemli bir rolü vardır. Döviz girdilerinin ¼’ünün turizmden kaynaklanmakta, her yedi Mısırlıdan birisi geçimini turizmden sağlamaktadır. Bununla birlikte 2011 yılı Ocak ayında başlayan karışıklıklar turizmi olumsuz etkilemiş ve turizm gelirleri 2011 yılından itibaren ülke ekonomisine katkı sağlayamamıştır. Ülkede bankacılık sektörü yapılan reformlarla güçlendirilmiştir. Merkez Bankası’na kayıtlı yaklaşık 40 adet banka bulunmaktadır.

PAKİSTAN


COĞRAFİ KONUM
Pakistan Güney Asya’da yer almakta olup, doğusunda Hindistan, güneyinde Hint Okyanusu, güneybatısında İran, batı ve kuzeyinde Afganistan ile çevrilidir. Güneyinde yarı tropikal bir iklime sahip olan Pakistan’ın iç kesimlerinde ve yüksek kesimlerinde karasal iklim hakimdir. Pakistan’ın başkenti İslamabad’dır. Başlıca şehirleri; Karaçi, Faysalabad, Hiderabad, Gujranvala, Lahor ve Peşavar’dır.

EKONOMİK YAPI
Pakistan’ın ekonomik gelişiminde tarım sektörünün büyük payı vardır. Ülkede gayri safi yurt içi hasılanın yaklaşık %20’sini tarım sektörü oluşturmaktadır. Başlıca tarım ürünleri; pamuk, buğday, pirinç, şeker kamışı ve mısırdır.
Pakistan’ın endüstriyel büyümesinde tekstil sektörü ağırlıklı rolü üstlenmektedir. Pek çok tüketim malı açısından kendi kendine yeterli olan Pakistan’da pamuk ve yün dokumacılığı, hazır giyim sanayi, deri ve deri mamulleri, çimento, sağlık ürünleri ve şeker, meşrubat gibi işlem görmüş gıda maddeleri Pakistan’ın temel endüstri malları arasında yer almaktadır. Ayrıca kimyasal madde üretimi de ülkede önemli bir gelişme göstermiştir.

POLONYA


COĞRAFİ KONUM
Yaklaşık 312 bin kilometrekarelik yüzölçümü ile Avrupa’nın 8. dünyanın 69. büyük ülkesi olan Polonya Orta Avrupa’da batıda Almanya, güney batıda Çek Cumhuriyeti, güneyde Slovakya, kuzey doğuda Rusya ve Litvanya, doğuda Beyaz Rusya, güney doğuda Ukrayna ve kuzeyde Baltık Denizi’ne komşudur. Ülke genellikle düz ovalardan oluşmakta olup, güney kıyısı boyunca da dağlar sıralanmaktadır.
Polonya sınırlarının toplam uzunluğu 3511 km'dir. Bunun 3071 km'si kara sınırları, 440 km'si ise deniz sınırlarıdır. Polonya'nın güneyinde, Baltık Denizi kıyısında 770 km'lik bir kıyı şeridi bulunmaktadır.
Ülkenin en yüksek noktası 2.499 metre ile Tatra sıradağlarındaki Rysy Dağıdır. En alçak noktası ise, Raczki Elblaskie köyü olup, deniz seviyesinin 1.8 metre altındadır.
Başlıca nehirleri Vistül (1.047 km), Oder (854 km), Warta (808 km) ve Bug (772 km) nehirleridir. Ayrıca ülkede alanı bir hektarın üzerinde 9.300 adet göl bulunmaktadır. Bunlar arasında en büyüğü 11. 383 hektar alanla Sniardwy Gölü’dür. Ülkenin % 30’u ormanlarla kaplı olup, orman ağaçları arasında, çam, meşe, huş ve üvez en önemli türlerdir.

EKONOMİK YAPI
Polonya önemli ölçüdeki yüzölçümü, nüfus ve ekonomik potansiyeli ile orta büyüklükte bir Avrupa ülkesidir. GSYİH’da son yıllardaki artış nedeniyle dünya ekonomisindeki önemi ve payı yükselmektedir. Özelleştirme uygulamaları neticesinde, ülke Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkeleri içerisinde en fazla doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına konu olan ülke durumundadır.
Ülkede, 1989 yılından sonra serbest piyasa ekonomisine geçiş yönünde ekonomik politikalar izlemiştir. Bu dönemde izlenen “Balcerowitz Planı” piyasa ekonomisine geçiş için sistematik bir dönüşümü öngörmüştür. Uygulanan politikalar neticesinde, ilk anda işsizlik ve enflasyon artmış, ancak yıllar itibarıyla düşüş göstermeye başlamıştır. 2002 yılından itibaren hızla iyileşme göstermiştir. GSYİH artışının arkasında özellikle başarılı ihracat performansı yatmaktadır. Zaman içinde iç talebin güçlenmesi, özel tüketim ve sabit yatırımların artması da hızlı büyümenin temel dinamikleri olmuştur.
Ülkede alt yapı yatırımlarının hız kazanması, doğrudan yabancı sermayenin pazara olan ilgisinin kesintisiz devam etmesi ve tüketim harcamalarının mali krizden nispeten daha az etkilenmesi gibi nedenlerden ötürü Polonya, son yıllarda pozitif büyüme gösteren yegane AB üyesi ülke olmuştur. 2014 ise yılında %3 üzerinde büyüme gerçekleşmiştir. Büyümedeki yavaşlamanı sabit yatırım miktarındaki azalma ve zayıf dış talebe bağlanmaktadır.
Polonya’nın ekonomisi, dış pazarlarındaki gelişmelere ve dış kaynaklı kredilere ulaşma imkanlarına, iç piyasaya sanayi üretimindeki gelişmelere, tüketici güveninde ve perakende satışlara bağlı olacaktır. Polonya’nın sanayi üretimi, işsizlik veya perakende satışlar gibi göstergeleri aynı zamanda Avrupa pazarında yaşanacak gelişmeler, para birimi Zloti’de aşırı dalgalanmalar ve Polonya Merkez Bankası’nın referans faiz oranını yükseltmesi önümüzdeki dönemin de Polonya ekonomisinde belirleyici olması beklenmektedir.
Ülkede AB fonları kaynaklı alt yapı yatırımlarının devam etmesi, doğrudan yabancı sermayenin Polonya pazarına olan ilgisinin devam etmesi ve tüketim harcamalarının diğer Avrupa ülkelerine göre mali krizden nispeten daha az etkilenmesi gibi nedenlerden ötürü, Polonya ekonomisinin önümüzdeki dönemde de pozitif büyümesi muhtemeldir.
Polonya, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Beyaz Rusya ve Azerbaycan gibi eski SSCB ülkeleri ile Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Sırbistan gibi civar ülkeleri hedef pazarlar olarak belirlemiş ve bu ülkelere yönelik resmi ve ticari heyet ziyaretlerini yoğunlaştırmış, benzeri girişimleri Günye Kore, Suudi Arabistan ve Katar gibi Uzak Doğu ve Korfez Ülkelerinden yabancı sermaye yatırımların çekilmesi için de gerçekleştirmiştir.
Polonya’nın 2014 yılı ihracatı 214 milyar Dolar, ithalatı ise 217 milyar Dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığı bir önceki yıla göre % 50 oranında azalarak 3 milyar Dolar düzeyinde olmuştur. Özellikle ihracata yönelik yabancı sermaye yatırımları Avro bölgesinde yaşanan krize rağmen ihracatta görülen artışa önemli katkıda bulunmuştur.
Şirket kapanmaları ve kamu ve özel sektörün mali krizdeki personel azaltmaları sonucu mali kriz öncesinde tek haneli olarak seyreden olan işsizlik oranı 2014 yılında % 13 olmuştur. Bununla beraber, işgücünün niteliğinin iyileşmesiyle birlikte, ortalama ücretlerde enflasyon oranının üzerinde artışlar görülmüştür.
2007-2013 bütçe döneminde AB kaynaklarından Polonya’ya tahsis edilen kaynak 67 milyar Euro’dur. Ayrıca, 2007-2009 yıllarında öngörülen büyüme hedefinin üzerinde bir büyüme yakalandığından, 2011-2013 dönemi için 633 milyon Euro’luk ek kaynak da tahsis edilmiştir. 2014-2020 AB bütçesi kapsamında yapısal fonlardan yaklaşık 80 milyar Avro tutarında yardım alacaktır.

ROMANYA


COĞRAFİ KONUM
Asya, Avrupa ve Ortadoğu’nun kavşak noktasında, Tuna Nehri ve Karadeniz yakınlarında yer alan Romanya, coğrafi yerleşim açısından oldukça stratejik bir konuma sahiptir. Büyük bir ekonomik potansiyeli elinde bulunduran ülke, gelişmiş sanayii ve tarım alanlarının yanı sıra zengin doğal kaynakları açısından da oldukça şanslıdır.
19,7 milyonluk nüfusu ve 238 391 kilometrekarelik yüzölçümü ile Avrupa’nın güney doğusunda yer alan Romanya, Bulgaristan (608 km), Macaristan (443 km), Moldova (450 km), Sırbistan (476 km) ve Ukrayna (531 km) ile sınıra sahiptir.
Başkenti Bükreş olan ülkenin diğer önemli şehirleri Köstence, Yaş, Timisoara, Cluj-Napoca, Galati, Braşov ve Craiova’dır.

EKONOMİK YAPI
Avrupa’nın güney doğusunda yer alan ve Polonya’nın ardından Orta ve Doğu Avrupa’nın en büyük ikinci pazarı durumunda olan Romanya’da, sanayileşme sürecine girilmesiyle birlikte güçlü bir kırsal göç gerçekleşmiştir.
II. Dünya Savaşı’ndan ağır yaralarla çıkan Romanya, ekonomisini kalkındırmak için büyük bir mücadele dönemine girmiştir. Aralık 1989 Devrimi’nden sonra serbest piyasa sistemine adapte olmaya başlayan Romanya, iktisadi gelişme amacıyla dış ticarete önem vermiştir. Ayrıca, yine bu amaçla pek çok reformlar yapılmıştır.
Kısa sürede hisselerinin çoğu devlet kontrolü altında bulunan bütün kuruluşların hızlı ve şeffaf bir biçimde özelleştirilmesi ve vatandaşların hayat standardının yükseltilmesi yönünde politikalar uygulamaya konulmuştur. Bu reformlar özellikle, IMF, Dünya Bankası ve Avrupa Birliği gibi uluslararası oluşumlar tarafından desteklenmiştir. Bu önemli gelişmelerle beraber 1 Ocak 2007 itibarıyla ülkenin Avrupa Birliği tam üyesi olması, Romanya’yı Avrupa’nın cazip ülkelerinden biri haline getirmiştir.
Ülke ekonomisinin karşı karşıya olduğu çeşitli problemler bulunmaktadır. Ülke’de kayıt dışı ekononimin büyük olması, vergi sistemine düşük oranda katkı sağlayabilen kırsal nüfusun yüksek olması, vergilerin düzenli olarak toplanamaması gibi sorunlardan dolayı vergi gelirleri yeterli düzeye ulaşamamaktadır. Bu nedenle eğitim, sağlık, refah, altyapı ve güvenlik harcamaları yeterli düzeyde gerçekleştirilememektedir. Romanya Doğu Avrupa ülkeleri arasında en düşük kişi başı gelire, çevre standartları açısından en düşük seviyeye, en yüksek ödenmemiş vergi borçlarına ve en düşük eğitim harcamasına sahiptir. Ülkenin Euro Bölgesi ile kurmuş olduğu sıkı ticari ve mali bağlar, ekonomisini bu bölgedeki gelişmelere karşı riskli hale getirmektedir.
2014 yılında tarımın GSYİH'daki payı 12,1, sanayinin 35,7ve hizmetlerin 54,7 olarak gerçekleşmiştir.

RUSYA


COĞRAFİ KONUM
17 milyon kilometrekareyi aşan alanı ile dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi olan Rusya, 11 farklı zaman dilimine bölünmüştür. Asya’nın kuzeyinde Kuzey Pasifik Okyanusu ve Avrupa arasında Kuzey Buz Denizine uzanan ülke, 14 ülkeyle sınır komşusudur. Bu ülkeler ve sınır uzunlukları şöyledir: Azerbaycan 284 km, Beyaz Rusya 959 km, Çin (güneydoğu) 3 605 km, Çin (güney) 40 km, Estonya 290 km, Finlandiya 1 313 km, Gürcistan 723 km, Kazakistan 6 846 km, Kuzey Kore 17,5 km, Letonya 292 km, Litvanya (Kaliningrad Oblast) 227 km, Moğolistan 3 441 km, Norveç 196 km, Polonya (Kaliningrad Oblast) 432 km, Ukrayna 1 576 km. Ülkedeki Ural dağlarının batısında bulunan alan Avrupa kıtası içinde sayılmaktadır.
Ülke geneli itibarı ile ılıman iklim kuşağında yer alan Rusya, Karadeniz kıyılarında görülen subtropikal iklimden, yıllık sıcaklık farkının 80°C’ye vardığı Güney Sibirya’daki sert karasal iklime ve kuzeydeki kutup iklimine kadar değişen bir iklim mozaiğine sahiptir. Ülkenin kuzeyi Arktik kuşağında bulunurken, güneyde Karadeniz kıyılarında subtropikal iklim özellikleri görülmektedir. Doğu Sibirya karasal iklimin etkisi altındayken, Rusya’nın uzak doğusu muson yağmurları nedeniyle yıllık 1 000 mm yağış almaktadır.
Rusya Federasyonu topraklarının dörtte üçü düz ovalıktır. Orta Sibirya ve Uzak Doğuda sıradağlar bulunmaktadır. Doğu Avrupa düzlüğü Urallar’a, Batı Sibirya düzlüğü Altay Dağları’na kadar devam etmektedir. Hazar kıyılarında ise, çoğu yerde yükseklik deniz seviyesinin altında seyretmektedir.
Başkent Moskova’da en sıcak ay Temmuz olup, en düşük ve en yüksek sıcaklık değerleri Temmuz ayında ortalama 13-23 °C’dir. Kentteki en soğuk ay olan Ocak ayında ise ortalama sıcaklıklar en düşük -16 °C ve en yüksek -9 °C’dir. En yağışlı ay Temmuz ayı olup, en az yağış görülen ay ise Mart’tır.

EKONOMİK YAPI
Rusya Federasyonu, büyük bir ekonomik gücün temeli olan doğal kaynaklara ve insan gücüne sahip dünyadaki belli başlı ülkelerden biri konumundadır. Rusya’nın sahip olduğu zengin doğal kaynak rezervleri ülke için büyük bir şans olmakla beraber ülke ekonomisi açısından bazı sakıncaları da beraberinde getirmektedir. Son on yıllık süreçte yüksek düzeyde seyreden petrol fiyatları ve elverişli ticaret hadlerinin ülkenin son yıllarda sağladığı güçlü büyümenin itici gücü olduğu düşünülmektedir. Ancak yapılan bilimsel çalışmalar uzun vadeli büyüme ve ekonomideki doğal kaynaklara bağımlılık arasında negatif bir korelasyon olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun nedeni “Dutch Disease-Hollanda Sendromu” olarak adlandırılan durumdur. Aşırı değerlenmiş döviz kuru doğal kaynak dışı sektörlerde büyümeyi olumsuz etkilemektedir.
Ülkenin geniş yüzölçümü emek, doğal kaynaklar ve iş merkezleri arasında büyük mesafelere neden olduğu için ekonomik olarak bir dezavantaj oluşturmaktadır. Ülkedeki nehirlerin çoğunluğu doğu-batı yönünde değil, kuzey-güney yönünde akmaktadır. Bu nedenle denize ulaşım çok zordur. Bu nedenlerle ülkedeki taşımacılık maliyetleri uluslararası ortalama maliyetlerin yaklaşık 3 katı kadar yüksektir.
Sovyet döneminde uygulanan merkezi planlama nedeniyle tüketim malları ve hizmet sektörlerinin göz ardı edilmesi söz konusu sektörlerin 1990’lı yıllar boyunca önemli büyüme göstermesine neden olmuştur. Resmi verilere göre hizmet sektörünün GSYİH’daki payı 1990’larda %36’nın altında iken, 1995’ten bu yana %55 ve % 60 arasında olmuştur. Bununla birlikte hizmet ve sanayi sektörü verileri transfer fiyatlandırması uygulamaları nedeni ile gerçekleri tam olarak yansıtmamaktadır. Transfer fiyatlandırması ülkedeki petrol şirketlerinin düşük vergi uygulaması olan bölgelerde tamamı kendilerine ait olmak üzere kurdukları şubelerine ucuz fiyatlardan satış yaptıkları yaygın bir uygulamadır. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir ticari kuruluş olarak kaydettirilen bu şubeler, petrol ya da gazı pazar fiyatlarından satmakta ve büyük kar elde etmektedir.
Merkezi planlama ve sahip olduğu zengin kaynaklar nedeni ile Rusya’da sanayi sektörü ağır sanayi yönünde gelişmiştir. Yakıt, enerji ve metalürji üretimi toplam sınai üretimin %35’ten fazlasını oluşturmaktadır. Elektrik ve gıda üretiminin sınai üretimdeki payının yaklaşık %25 olduğu göz önünde bulundurulduğunda ileri teknoloji ve tüketim malları üretiminin Rus ekonomisinde çok küçük bir payı olduğu ortaya çıkmaktadır. Tekstil sektörünü de kapsayan hafif sanayinin de sınai üretimdeki payı çok cüzi düzeydedir.
Ekonomi büyük ölçekli sınai işletmelerin hakimiyetindedir. KOBİ’lerin GSYİH’dan aldıkları pay, yalnızca %10-15 civarındadır. Bu oran, genellikle gelişmiş pazar ekonomilerinde ve geçiş ekonomilerinde %50 civarında veya daha da üzerindedir. Küçük ölçekli işletmelerin ekonomide yeterince rol alamamasının en önemli nedenlerinden biri yoğun vergi uygulamaları ve karmaşık hukuki düzenlemelerdir.
Büyük işletmeler, yüksek düzeyde seyreden uluslararası petrol ve metal fiyatları ve bununla birlikte Ruble’deki devalüasyon nedeniyle ortaya çıkan girdi maliyetlerindeki düşüş sayesinde elde ettikleri yüksek karlardan istifade ederek otomotiv gibi sektörlerde gerçek değerinin çok altında fiyatlardan varlıklar edinmiştir.
Sanayi Moskova, St. Petersburg, Yekaterinburg ve Nizhny Novgorod kentlerinde yoğunlaşmıştır. Bu büyük kentler geçiş sürecini diğer kentlere göre daha iyi yönetmiş, üretimde çeşitlilik sağlamıştır. Tomsk ve Novosibirsk gibi daha küçük kentler Sovyet rejimi tarafından yaratılan sanayi merkezleridir. Sibirya ve ülkenin en doğusundaki bölgeler hala sanayileşmemiş durumdadır. Bu bölgeler ham madde ve enerji üssü konumundadır. Sovyet planlamacıların ölçek ekonomisinin faydalarından yararlanmak üzere yürüttükleri politikalar neticesinde bir büyük işletme ya da bir grup işletme belirli bir kentin ya da bölgenin tüm yerel ekonomisinin temelini oluşturmuştur. Bu durum, işsizlik yardım programlarının da bulunmaması ile birlikte iflas eden işletmelerin kapatılmasını güç bir siyasi karar haline getirmiştir.

SİNGAPUR


COĞRAFİ KONUM
Singapur, Güney Doğu Asya’da ekvatorun yaklaşık 137 km. kuzeyinde, Malaka Boğazı ile Güney Çin Denizi arasında Malezya Yarımadasının güney ucunda yer alan, 42 km. uzunluğunda ve 23 km. genişliğinde, kendisine bağlı 63 küçük adayla birlikte 712,4 km2 yüzölçümüne sahip bir şehir-ada devletidir. Singapur’da deniz doldurma yoluyla her yıl toprak kazanılmakta olup, bu yolla kazanılan toprakların oranı ülke toprağının % 10’unu aşmaktadır. Singapur kıta Malezyasından Johor Boğazı, Endonezya adalarından ise Singapur Boğazı ile ayrılmaktadır. Başlıca adaları Tekong, Pulau Ubin ve Sentosa’dır. Singapur iki köprü ile Malezya Yarımadasına bağlanmaktadır. Malezya’dan sonraki en yakın komşuları ise Endonezya ve Brunei’dir.
Singapur’un iklimi tropikal, sıcak, rutubetli ve yağışlıdır. Sıcaklık 25 ila 32 derece arasında değişmektedir. Singapur yılda 2,075 mm. yağış almaktadır. Şehir devleti olmakla birlikte tropikal bitki örtüsü önemli oranda korunmuştur.

EKONOMİK YAPI
Ayrı bir devlet olarak kurulduğu 1965 yılında elektrikli ürün montajı, petrol rafinerisi ve gemi inşa tesislerine dayalı bir ekonomiye sahip olan Singapur, uzun vadeli plan ve politikalarının da etkisiyle önemli atılımlar gerçekleştirerek geçen süre zarfında gerek bölgede önemli bir finans ve ticaret merkezi konumuna, gerekse gelişmiş ülke statüsüne ulaşmıştır.
1967 yılında kurulan ilk yarı iletken fabrikası, 1960’ların sonları ve 1970’lerin başında petrol rafinerileri alanında yaşanan önemli gelişmeler, 1980 yılında bilgisayar disk sürücüsü üreten ilk tesisin faaliyete geçmesi ve Singapur’un bu alanda dünyanın en büyük üreticisi haline gelmesi, 1980’li yıllarda petro-kimya endüstrisinin daha fazla ilerleme kaydederek özellikle eczacılık ürünleri olmak üzere bazı yeni sektörlerin üretiminin artması, 1990’lı yıllarda ise elektroniğin tekrar başat sektör haline gelmesi, ülkenin ekonomik gelişimindeki önemli dönüm noktalarına işaret etmektedir. Özellikle 2001 ve 2003 yıllarında yaşanan bazı sıkıntılara karşın, imalat sanayindeki hızlı büyüme dikkat çekicidir.
Singapur’un ekonomik olarak çok kısa bir süre içerisinde yapılanarak; dünya çapında önemli bir liman ve serbest ticaret merkezi, dünyanın önemli petro-kimya ve elektronik üreticilerinden birisi, bölgede başarılı bir finans ve bankacılık merkezi, gelişen ticaret koşullarına uyum ve hızlı adaptasyon kabiliyetinin de etkisiyle dünya çapında önemli bir transit ticaret merkezi konumuna ulaşmıştır.
Asya-Pasifik Bölgesinin dünya ekonomisi ve ticaretindeki yeri ve önemi gün geçtikçe daha da artmakta olup, Singapur Asya-Pasifik bölgesinde ve özellikle Güneydoğu Asya’da önemli bir ticaret merkezi konumunda bulunmaktadır. ABD, Japonya, AB ülkeleri gibi dünyanın gelişmiş ülkelerinin yanı sıra, Malezya, Endonezya, Çin Halk Cumhuriyeti, Hong Kong, Hindistan, Tayvan, Tayland ve Avustralya gibi bölge ülkeleri ile güçlü ekonomik ve ticari bağları Singapur’un bu konumunu güçlendirmekte ve mümkün kılmaktadır. 350 Milyar ABD Doları civarındaki ithalatı, Singapur ekonomisinin gelişmişlik düzeyi ve ülkenin dış ticarete açıklığı konusunda da önemli ipuçları vermektedir.
GSYİH’sının 3 katı oranında ticaret hacmine sahip olan ve dışa açıklık açısından dünyadaki en liberal ülkeler arasında yer alan Singapur, ithalatının yaklaşık yarısını re-eksport suretiyle özellikle bölge ülkelerine ihraç etmektedir. Bu özelliği nedeniyle Singapur, yüksek gelir düzeyine sahip tüketicilerden oluşan dinamik iç pazarının yanı sıra, özellikle bölge ülkelerine ulaşabilmek açısından pek çok ülke tarafından bir merkez olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede, başta Güneydoğu Asya ülkeleri olmak üzere bölgeye yönelik ihracatımızın geliştirilebilmesi için Singapur’un lojistik imkanları ile güçlü ekonomik ve ticari bağları ülkemiz açısından önemli bir fırsat oluşturmaktadır.
Singapur ekonomisinin % 68,8’ini hizmetler, % 26’sını imalat sanayi, %5,2’sini ise konut sahipliği oluşturmakta olup, sanayi üretiminde elektronik (%26,3), kimyasallar (%10,2), biyomedikal (%22,2), hassas mühendislik (%14), ulaşım mühendisliği (%16,1) ile genel imalat sanayileri (%11,2) sektörleri ön plana çıkmaktadır.
1965 yılında uygulamaya başlanan serbest ticaret politikaları sayesinde ülkenin dış ticaret hacmi hızla büyümüş ve 1980’de 43 Milyar Dolar, 1990’da 113 Milyar Dolar ve 2011’de ise 775 Milyar ABD dolarına ulaşmıştır. Bununla birlikte, dışa açıklık ve dış ticaretin ekonomideki yeri ülke ekonomisini global ekonomide yaşanan kriz ve dalgalanmalara daha fazla maruz bırakmaktadır.
Yaşanmakta olan küresel ekonomik krizin etkileri 2008 yılının son çeyreğinde derinleşmeye başlamış ve Singapur, finans piyasasında sorun yaşamamasına karşın krizden en çok etkilenen ülkeler arasında yer almıştır.
Krizin etkilerinin azaltılması ve ekonomiye kriz döneminde bir esneklik kazandırılması amacıyla Singapur krize yönelik ekonomik önlem paketi açıklayan ilk ülkeler arasında yer almıştır. 15 Milyar ABD doları tutarındaki önlem paketi GSYİH’nin yaklaşık % 6’sına denk gelmekte olup, Singapur tarihinde ilk kez resmi rezervlerin kullanılması yoluna gidilmiştir. Buna karşın, 2009 yılı için beklenenden daha az bir küçülme gerçekleşmiş ve büyüme oranı %-1,3 olarak gerçekleşmiştir. Singapur krizden sonra en hızlı toparlanan ülkelerden biri olmuş ve 2010 yılını %14,5 büyümeyle kapatmıştır. Büyümede en büyük pay imalat sanayindedir. Bu büyümeyle Katar ve Paraguay’dan sonra dünya üçüncüsü olmuştur. Singapur Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, 2011 yılında % 4,9 oranında genişleme olduğunu açıklamıştır. 2012 yılı için % 1,0 ile %3,0 olarak açıkladığı büyüme tahmininde ise herhangi bir değişikliğe gitmemiştir. Bölgesel ve ikili entegrasyonlar ile serbest ticaret anlaşmaları Singapur dış ticaret politikasının temel taşlarından birisini oluşturmaktadır. Sahip olduğu geniş bölgesel entegrasyonlar ve serbest ticaret anlaşmaları ağı, Singapur’u bölge ülkelerinin yanı sıra, gelişmiş ekonomilere ve yeni pazarlara bağlamaktadır. Singapur’un iç pazarının görece kısıtlı olmasından hareketle ihracata dayalı büyüme modeli Singapur açısından uygulanabilir tek seçenek halini almaktadır. Singapur, bir yanda 2015 yılında Tek Pazar haline dönüşerek dünyanın 11. büyük ekonomisi haline gelmesi hedeflenen yaklaşık 600 milyon nüfuslu ASEAN iç pazarının açık tutulması ve Birlik içerisinde ekonomik bütünleşme sürecine hız verilmesi; diğer yanda ise ABD, Çin Halk Cumhuriyeti, Japonya, Hindistan gibi klasik pazarlara alternatifler yaratılması hedeflerini gütmektedir. Bu doğrultuda Singapur, ASEAN’ın toplam ticaretinin halihazırda %25’ine tekabül eden birlik-içi payının %40-45’e ulaşmasını amaçlamakta ve dış ekonomi politikasında başta Ortadoğu olmak üzere, Latin Amerika ve Orta Asya bölgelerini giderek ön plana çıkarmaktadır. Güneydoğu Asya’nın ticaret merkezi konumundaki Singapur, aynı zamanda bölge ülkeleri ile Çin ve Hindistan gibi pazarlara ulaşmak açısından da önemli bir merkez görevi görmektedir.

SUUDİ ARABİSTAN


COĞRAFİ KONUM
Suudi Arabistan, Arap yarımadasında yer almaktadır.
Güney ve güneydoğusunda Yemen, Umman ve Birleşik Arap Emirliklerinin bulunması sebebiyle Hint okyanusu ve Umman Körfeziyle deniz sınırları bulunmamaktadır. Ülkenin doğusunda Katar yer almaktadır. Batıda Kızıldeniz ve doğuda Basra Körfezi’ne deniz kıyısı vardır. Suudi Arabistan; Kuzeyinde Kuveyt, Irak ve Ürdün ile kara sınırına sahiptir.

Ekonomik
Yapı Dünyanın en önemli petrol ekonomisi olan ve bugün sahip olduğu rezervler ile 90 yıl süre ile petrol gelirlerini sürdüreceği tahmin edilen Suudi Arabistan petrol fiyatlarının uluslararası piyasalarda gösterdiği iniş ve çıkışlardan doğrudan etkilenmektedir. Ham petrol üretimi yanında ekonomi içerisinde petrole dayalı sanayilerin ekonomi içerisindeki ağırlığı ve toplam ihracat ve kamu gelirlerinin %90’ının petrol ve ilgili sektörlerden oluşması nedeniyle Suudi Arabistan’ın ekonomik performansında petrol fiyatlarının önemli bir etkisi vardır.
2010-2014 yıllarını kapsayan Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda 1.44 trilyon SAR tutarında harcama planı vardır.
Kamu gelirlerinin %85-90'ı, ihracat gelirlerinin ise %90’ı petrol sektöründen elde edilmektedir. Ülkede hidrokarbon kaynaklarına ulaşılabilmesi sayesinde petrol arıtma ve petrokimyasal üretim kapasitesinde önemli artışlar sağlanmıştır. Son yıllarda hızlı bir gelişme gösteren petro-kimya sektörünün hammaddesi, “Master Gaz Sistemi” tarafından dağıtılan doğal gaza dayalıdır. Petrol gelirleri ve ucuz enerji ise tarım sektörünü ve diğer sanayilerin (demir çelik ürünleri, inşaat malzemeleri, gıda işleme, mühendislik, kimyasallar ve metal üretimi gibi) gelişmesine yardımcı olmaktadır.
Suudi Arabistan’daki zenginliğin büyük kısmı bir sermaye ve finans merkezi olan Riyad’da, ve Krallık ailesinin geldiği Nejd’de toplanmıştır. Petrol ve doğal gaz yataklarının, dolayısıyla da sanayinin doğu (Körfez) kıyılarında toplandığı görülmektedir. Kızıldeniz kıyısındaki Hicaz bölgesinde yer alan Cidde Limanı ile Mekke ve Medine de diğer önemli bölgelerdir. Abqaiq-Yanbu petrol boru hattının kurulması ile birlikte Batı’daki kıyılarda da endüstriyel gelişim başlamıştır.
Suudi Arabistan halkı ithalatın büyüklüğüne rağmen, oldukça yüksek bir refah seviyesinde yaşamaktadır. Halkın barınma sorunu bulunmamakta olup, genellikle geniş ve serin evlerde yaşanmaktadır. Sıcak iklim nedeniyle ince giysiler tercih edilmektedir. Lüks arabalar yoğun talep görmektedir. Sağlık ve eğitim hizmetleri devlet tarafından temin edilmektedir. Ev hizmetleri dahil tüm zahmetli işler yabancılar tarafından yapılmaktadır.
Suudi Arabistan hükümetinin ekonomiyle ilgili öncelikli hedefi, tabii kaynaklara ve yabancı emeğe bağımlılığı azaltarak geleceğe daha fazla güvenle bakabilmektir. Bunun için yerli sanayinin gelişmesi teşvik edilirken yabancı işçi çalıştırılması üzerine sınırlamalar getirilmiştir. Suudi Arabistan’da yerlilere yabancı işçi getirme ve kefil oldukları bu yabancılardan kefalet bedeli alma izni verilmiştir.
Doğal kaynaklara bağımlılığı azaltma hedefleri doğrultusunda “Kral Abdullah Şehri” isimli yeni bir şehir oluşturma planı uygulanmaya başlanmıştır. 30 milyar $ harcanarak oluşturulacak bu şehrin bir sanayi şehri olması planlanmaktadır. Kral tarafından desteklendiği için gelecek yıllarda bu şehirde yapılacak yatırımlara teşvikler sağlanması muhtemeldir.
Suudi Arabistan petrol ihraç edip ihtiyacı olan mal ve hizmetleri ithal etmek şeklinde petrol kaynaklarından yararlandığı gibi, bu ucuz enerji kaynağını kullanarak refah düzeyini artırmıştır. Ucuz petrol fiyatları sayesinde kapalı alanların serinletilmesi, asfalt yollar yapılması, deniz suyunun tatlı suya çevrilmesi ve elektrik kullanımı düşük maliyetlerle gerçekleşebilmektedir. Petrolün hammadde olarak kullanıldığı sanayi tesisleri kurularak çoğu ürün düşük maliyetle üretilebilmektedir.