TARIM ALET VE MAKİNELERİ SEKTÖRÜ


TARIM ALET VE MAKİNELERİ SEKTÖRÜN TANIMI
Tarım alet ve makineleri sektörü, imalat sektörünün yatırım malları üreten bir alt sektörüdür. Tarımsal mekanizasyon araçları olarak da adlandırılan bu ürünler tarımsal üretimde işgücü verimliliğini artıran, maliyetleri düşüren, modern üretim teknolojilerinin kullanılmasını ve işlemlerin zamanında agroteknik ihtiyaçlara uygun şekilde yapılmasını sağlayarak ürün kalitesini ve verimini artıran önemli bir tarımsal üretim girdileri grubunu oluşturmaktadır. Tarımda kullanılan alet ve makine ile traktörlerin Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon Numaralarına (GTİP) göre sınıflandırılması aşağıda verilmiştir.


BM İstatistik Ofisi tarafından belirlenen Uluslararası Standart Ticaret Sınıflandırmasına (Standard International Trade Classification Rev. 3) göre tarım alet ve makine ile traktörlerinin sınıflandırılması aşağıda verilmiştir.


ÜRETİM
Tarım sektöründe ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz gelişmeler doğrudan tarım alet ve makineleri sanayisine yansımakta, bu sektördeki gelişmeler de dolaylı biçimde tarım sektörünü etkilemektedir. Tarım alet ve makineleri sektörünün tarım sektöründen bağımsız olarak irdelenmesi ve planlanması bu nedenle mümkün olmamaktadır. Tarım sektörü için belirlenen hedefler, tarım alet ve makineleri sektörüne ilişkin plan çalışmalarında temel alınmak durumundadır. Tarım sektörü, gelişmekte olan tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de ulusal ekonominin temelini oluşturmaktadır. İstihdamın sektörel dağılımına bakıldığında 2011 verilerine göre toplam istihdamın yaklaşık % 26’sının tarım sektöründe çalıştığı görülmektedir. Böylesine büyük bir tarım sektörü neticesinde Türkiye’de güçlü bir tarımsal alet ve makine sektörü oluşmuştur.
Türkiye’de tarımsal verimlilik konusunda önemli bir değişim yaratacak olan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)’nin tamamlanması halinde 1,8 milyon hektar ekilebilir arazi sulanabilecektir. Bu denli büyük bir arazinin sulanabilmesi bütün Orta Doğu’ya yetecek seviyede tarımsal üretimin gerçekleştirilmesi anlamına gelmektedir. 2008 yılı başında devlet tarafından beş milyar dolar kaynak ayrılmış olan ve kamu otoritelerince Güney Doğu Bölgesi’nin kalkındırılmasına yönelik yapılan çalışmaların en başında gelen GAP, ülkemiz tarımının geleceği açısından çok önemli fırsatlar sunmaktadır. GAP’ın tamamlanmasıyla Türk tarımı büyük ölçekli tarım yapabilme fırsatına kavuşacak ve bu durum da tarım alet ve makineleri sektörünün gelişimini olumlu yönde etkileyecektir.

Türkiye’de tarım alet ve makineleri sektöründe yaklaşık 130 farklı alet ve makine üretimi yapılmaktadır. Türk alet ve tarım makineleri imalat sanayisinin ürün yelpazesi içinde yer alan ürünler genel olarak şunlardır: Tarım traktörleri, biçerdöverler, tek-akslı motorlu çapalar (motokültörler), motorlu biçme makineleri, toprak işleme ve tohum yatağı hazırlama makine ve ekipmanı, ekim, dikim makine ve ekipmanı, gübreleme makineleri, bitki koruma ve sulama için araç ve donanımlar, hasat makineleri ve ekipmanı, ürün harmanlama, kurutma, savurma, temizleme, sınıflandırma, işleme için makine ve ekipmanı, hayvancılık için makine ve ekipmanlar ve tarla ve bahçe üretimi için diğer makine ve ekipmanı.

Türkiye tarım alet ve makineleri sektörü, tarım alet ve makineleri sanayisi ve traktör sanayisi olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Yaklaşık 1.000 adet tarım alet ve makineleri üreticisi ve ithalatçısı bulunmaktadır. Traktör sektöründe ise 22 firma faaliyet göstermektedir. Sektör yaklaşık 20.000 kişiye doğrudan istihdam sağlamaktadır.

Üretici firmaların 233 tanesi Türk Tarım Alet ve Makineleri İmalatçıları Birliği (TARMAKBİR) çatısı altında örgütlenmişlerdir. Öte yandan, kendi markalarıyla hem iç pazarda hem de dış pazarlarda yer almaya başlayan diğer traktör üreticilerimiz de sektörde kendilerinden söz ettirmektedirler.

TÜRKİYE’NİN DIŞ TİCARETİ

İhracat
2007-2011 yılları arasında sadece 2009 yılında gerileyen tarım alet ve makineleri sektörü ihracatının, 2011 yılı ihracatı 2010 yılına göre % 18 artarak 411 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
2011 yılında ihracatta en önemli kalemler, hasat makinalarına ait aksam ve parçalar (GTİP: 8433.90), kümes hayvancılığına mahsus makina ve cihazlar (GTİP: 8436.29), ekim ve dikim makineleri (GTİP: 8432.30)’dur. Tarım makinelerinde kullanılan yedek parçaların toplam ihracatı ise yaklaşık 57 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiştir.

Tarım alet ve makineleri sektörünün en çok ihracat yaptığı ülkeler sırasıyla Irak, Sudan, Azerbaycan, İtalya ve Fransa’dır.


Tarım traktörleri, römorklar ve motokültörler ihracatı, 2008 yılında bir önceki yıla göre %36,2 oranında artarak 227 milyon dolara çıkarak rekor düzeye ulaşmış ancak dünya genelinde yaşanan ekonomik krizle büyük oranda düşmüş ve 2011 yılında 224 milyon dolara ulaşmıştır.

Tarım traktörleri, römorklar ve motokültörler ihracatında en çok ihracat yapılan ülkeler sırasıyla ABD, Irak, İtalya, Fas ve Polonya’dır.

İthalat
Türkiye 2009 yılında 131 milyon dolar düzeyinde tarım alet ve makinesi ithal etmişken bu rakam 2011 yılı sonu itibarıyla bir önceki yıla göre %63’lük bir artış oranı ile 387 milyon dolara ulaşmıştır. İthalatta en önemli kalem biçerdöverlerdir (GTİP:8433.51). Bu ürün grubunda yapılan ithalatın toplam tarım alet ve makineleri ithalatı içindeki payı % 24’tür.


Tarım alet ve makineleri sektöründe en çok ithalat yapılan ülkeler sırasıyla İtalya, Polonya, A.B.D. ve Almanya’dır.


Türkiye, kriz yılı olan 2009 yılında %44’lük bir düşüş oranıyla yaklaşık 91 milyon dolar tarım traktörleri, römorklar ve motokültörler ithal etmişken, ithalatımız 2009’dan bu yana sürekli artış göstermiş ve 2011 yılında bir önceki yıla göre %74 artarak 351 milyon dolara ulaşmıştır. Türkiye’nin tarım traktörleri, römorklar ve motokültörler ithal ettiği ülkeler arasında yaklaşık %27’lik payı ile İtalya ilk sırada gelmektedir. Bu ülkeyi, Hindistan, Fransa ve Almanya izlemektedir.

OTOMOTİV ANA VE YAN SANAYİİ


SEKTÖRÜN TANIMI VE SINIFLANDIRILMASI
Ticarete konu olan tüm ürünler için iki temel sınıflandırma sistemi kullanılmaktadır. Detaylı veriler için Armonize Mal Tanımı ve Kodlama Sistemi (The Harmonized Commodity Description and Coding Systems) kısaca Armonize Sistem kullanılırken, toplulaştırılmış veriler için ise Uluslararası Standart Ticaret Sınıflaması (SITC Rev.3, Standart International Trade Classification) kullanılmaktadır. Otomotiv Sektörü, Standart Uluslararası Ticari Sınıflandırmaya (SITC) göre 78. bölümde tanımlanmıştır. SITC sınıflandırılmasının detaylarına Türkiye İstatistik Kurumunun Web Sitesinden ulaşılabilir. Armonize Sistem göre Gümrük Tarife İstatistik Pozisyon Kodları (G.T.İ.P) esas alınarak oluşturulan otomotiv sektörü ürün tanımları ise aşağıdaki verilmektedir.
GTİP Kodu: Ürün tanımı
Ana Sanayi;
8701: Traktörler
8702: otobüs, minibüs, midibüs
8703: Binek otomobiller
8704: Kamyon, kamyonet
Yan Sanayi;
4011: Kauçuktan yeni dış lastikler
4012: Kauçuktan sırt geçirilmiş veya kullanılmış dış lastikler
4013: Kauçuktan iç lastikler
401699: 87.01 ila 87.05 pozisyonlarındaki motorlu araçlar için kauçuk parçalar
681320: Amyant içeren fren balataları
681381: Amyant içermeyen fren balataları
7007: Emniyet camları
700910 : Dikiz aynaları
8407: İçten yanmalı motorlar
8408 : Dizel ve yarı dizel motorlar
8409: Motorların aksam ve parçaları
841330: İçten yanmalı pistonlu motorlar için yakıt, yağ veya soğutma pompaları
841520 : Klimalar
842123, 842131: Filtreler
8482 : Bilyalı rulmanlar
8483 : Transmisyon milleri ve kranklar
8484 : Contalar
8507 : Aküler
8511: Ateşleme cihazları
8512: Aydınlatma ve işaret cihazları
8706 : 87.01 ila 87.05 Pozisyonlarında yer alan motorlu taşıtlar için şasiler
8707: 87.01 ila 87.05 Pozisyonlarında yer alan motorlu taşıtların karoserileri
870810: Tamponlar ve bunların aksam ve parçaları
870821: Emniyet kemerler
OTOMOTİV ANA SANAYİ
Türkiye’de Üretim
Oto ana ve yan sanayi, günümüzde Türkiye imalat sanayinin lokomotif sektörlerinden biridir. Oto ana ve yan sanayi aynı zamanda savunma sanayi ve gemi inşa sanayinin de altyapısını oluşturmaktadır. Günümüzde Türkiye, Avrupa’daki en büyük hafif ticari araç üreticisi ve ikinci en büyük otobüs üreticisidir. Otomotiv ana ve yan sanayi ihracatı 2010 yılında toplam ihracatın %15,8’sini, 2011 yılında ise toplam ihracatın %15,6’sını oluşturmuştur. Otomotiv sektörü ihracatta sektör sıralamasında 2011 yılında da birinci sırada yer almıştır. Otomotiv ana ve yan sanayiinin toplam imalat sanayi içindeki payı yaklaşık %5 civarındadır. Otomotiv ana sanayinde 47.000, yan sanayiinde ise 203.000 olmak üzere yaklaşık 250.000 kişinin istihdam edildiği ve bu sayının dağıtım, pazarlama ve satış ağlarında çalışanları ile birlikte 400.000 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye’de taşıt araçları sanayi üretime 1950’lerin ortalarında başlamış, üretim 1960’ların ortalarında hız kazanmıştır. 1950’li yıllarda bazı prototip araçların üretilmesinden sonra, ilk montaj hattı 1954’te orduya jip ve kamyonet temini için kurulmuştur (Türk Willys Overland Limited). 1955’te ilk ticari kamyon montajı TOE-Türk Otomotiv Endüstrisi tarafından gerçekleştirilmiştir. 1963’te ilk yerli otobüs montajına Otobüs Karoseri A.Ş.’de MAGİRUS marka otobüslerin montajı ile başlanmıştır. 1966’da otomotiv sanayi kendi modellerinin montajına da başlamıştır. O dönemlerin otomobili “ANADOL” şimdi bir nostaljidir. Bunu takip eden üç yıl içinde, binek otomobil üreten montaj fabrikaları (Tofaş-Fiat, OyakRenault, ) imalata başlamıştır. İki büyük otomobil üreticisi TOFAŞ ve OYAK-RENAULT, İtalyan ve Fransız lisanslarıyla 1971’de imalat hatlarını kurmuşlardır. 1968 yılında Otomarsan-Otobüs Karoseri ve Motorlu Araçlar A.Ş 0302 serisi otobüslerin üretimine başlamıştır. 1999 yılında özgün tasarımı Türkiye’de geliştirilen kamyonların İspanya, Portekiz ve İngiltere’ye ihracatı devam etmiştir. Son yıllarda ise Japon ve Güney Koreli otomobil üreticileri Türkiye’de ortak girişimler başlatmışlardır. Otomobilde büyük Türk otomotiv üreticileri, lisansları altında üretim yaptıkları Batılı otomotiv üreticilerinin dünya üretim merkezi olma yolunda ilerlemektedirler. Bugün 13 firma binek otomobil, otobüs, kamyon, kamyonet, minibüs ve midibüs gibi çeşitli araçların üretimini yapmaktadır. Bahse konu 13 firmanın kapasitesi yaklaşık 1,5 milyon adet/yıldır. © Türkiye Cumhuriyeti-Ekonomi Bakanlığı, 2014 3 Binek otomobil üreten beş firma vardır (Renault, Tofaş (Fiat), Toyota, Hyundai, Honda). On firma kamyon ve kamyonet üretmektedir (Anadolu Isuzu, BMC, (Chrysler), Hyundai Karsan M.A.N., Mercedes-Benz, Ford Otosan, Otokar, Temsa). Dokuz firma otobüs ve minibüs imal etmektedir (Isuzu, BMC, Karsan, Mercedes-Benz, Hyundai, Otokar, Ford Otosan, Temsa, M.A.N.)


Sektörde bulunan ana ve yan sanayi kuruluşları genellikle Marmara Bölgesinde yerleşmiştir. Bursa’da iki büyük otomobil fabrikasının ve iki adet “Organize Sanayi Bölgesi”nin bulunması nedeniyle otomotiv sanayi özellikle bu ilde yoğunlaşmıştır. Otomotiv sanayi üreticilerinin 3 adedi Kocaeli’nde, 3 adedi Bursa’da, 2 adedi Sakarya’da, birer tanesi de İstanbul, İzmir, Ankara ve Eskişehir’dedir. Adana’da otobüs üretim ve yan sanayi bulunmaktadır.
Türk Otomotiv Sanayinin mevcut motorlu araç üretim kapasitesi 2012 yılı itibarıyla 1.638.000 adet/yıldır.
Hafif araçların (otomobil, kamyonet ve minibüs) toplam kurulu üretim kapasitesi 2012 yılı için 1.502.950 adet/yıldır.
Kamyonların toplam kurulu üretim kapasiteleri 2012 yılı için 62.200 adet/yıldır.
Otobüs üretiminde bulunan 5 firma mevcuttur. Bu firmaların toplam kurulu üretim kapasiteleri 2012 yılı için 11.100 adet/yıldır.
Midibüslerin toplam kurulu üretim kapasiteleri 2012 yılı için 6.750 adet/yıl’dır.
Traktör üretimi yapan 5 adet firma mevcuttur. Üç büyük özel sektör firması (TUMOSAN, Türk Traktör ve Hattat Tarım) Türk tarım traktörleri pazarında lider konumdadır . Traktör firmalarının toplam kurulu kapasiteleri 2012 yılı için 55.000 adet/yıl’dır.


2008 yılının son çeyreğinde ABD’de başlayan finansal kriz, hızla yayılarak küresel bir nitelik kazanmış ve çoğu pazarda talep düşüklüğüne neden olmuştur. Türk otomotiv sanayi de bu krizden etkilenmiş, 2008 yılı üretimi 1,171 milyon adet seviyesinde gerçekleşmiştir. 2009 yılında ihracat iptalleri ve iç pazar daralması nedeniyle araç üretimi 884 bin adet olmuştur. Üretimde en büyük düşüş ticari araç pazarında yaşanmıştır. Ancak 2010 yılında toplam üretim yüzde 26 artışla 1.095 bin adede yükselmiş, otomobil üretimi ise yüzde 18 artışla 603 bin adet olmuştur. Üretimdeki artış 2011 yılında da devam etmiş olup, 2011 yılında toplam üretim % 9 artışla 1.189.131 adet; otomobil üretimi ise % 6 artışla 639.734 adet olarak gerçekleşmiştir. İhracat ve yurt içi pazardaki artışa bağlı olarak 2011 yılında üretim küçük kamyonda % 39, büyük kamyonda % 60, minibüs ve midibüste % 32, otobüste %31 ve kamyonette yüzde %8 oranında artmıştır. Traktör üretimi ise % 50 oranında artarak 45.506 adet olmuştur.


2011 yılında 330.994 adet araç üretimiyle, Oyak Renault Türkiye’de en fazla araç üreten firmadır. İkinci büyük araç üreticisi Tofaş 2011 yılında 307.788 adet araç üretmiştir. Üçüncü büyük araç üreticisi Ford Otosan ise 2011 yılında 295.850 adet araç üretmiştir.


Türkiye’de, 2011 yılında 8,1 milyon adeti binek otomobil olmak üzere toplam motorlu araçlar parkı 16,090 milyon adede ulaşmıştır.
OTOMOTİV YAN SANAYİ
Türkiye Oto Yan Sanayi Gelişimi
1960’lı yıllarda tüm parçalar ana sanayi üretici firmaları içinde üretilirken, kapasitelerin artması ve yan sanayideki yatırımların gelişmesiyle birlikte sektörde önemi ve ağırlığı bulunan yan sanayi oluşmuştur. Türkiye oto yan sanayi 1964 yılında çıkarılan Montaj Sanayi Talimatıyla tam anlamıyla korumaya alınmıştır. Ana sanayide yerli yüzde oranının artırılması mecburiyeti ile yan sanayimizin giderek güçlenmesi ve gelişmesi sağlanmıştır. Ana üreticilerin teknik ve ekonomik desteği ile kurulan ve gelişen yan sanayi bugün kendi alanında önemli bir potansiyel göstermektedir. Yan sanayide AB firmalarının ağırlığı daha da fazladır. Yan sanayide lisans ve ortak yatırım kurmak suretiyle faaliyet gösteren yaklaşık 200 yabancı firma bulunmaktadır. Türkiye’de otomotiv yan sanayi, otomotiv sanayindeki gelişmelerin sonucunda hızla gelişmiştir. Türk otomotiv yan sanayi yüksek kapasitesi, geniş ürün yelpazesi ve yüksek standartlarıyla otomotiv sanayine ve 16,1 milyon adet olan Türkiye taşıt araçları parkına parça sağlamaktadır. Ayrıca ihracat potansiyeli yüksek bir sektördür.
Türkiye’de Otomotiv Yan Sanayinde Mevcut Durum

Türk otomotiv ana sanayiinde faaliyette bulunan firmalar, 1120 oto yan sanayi firması ile doğrudan çalışmaktadır. Türkiye’de 4000 adet yan sanayi firması mevcuttur. Otomotiv yan sanayii, mamul üretim kapasitesi, mamul çeşitliliği ve ulaştığı standartlar itibariyle, ülkemizde imal edilen taşıt araçları için gerekli olan yedek parçaların en az % 85’ini karşılayabilecek düzeye erişmiştir. Bu parçalar:
• Komple motor ve motor parçaları
• Aktarma organları
• Fren sistemleri ve parçaları
• Hidrolik ve havalı aksamlar
• Süspansiyon parçaları
• Emniyet aksamları
• Kauçuk ve lastik parçalar
• Şasi aksam ve parçaları
• Dövme ve döküm parçalar
• Elektrik ekipmanları ve aydınlatma sistemleri
• Aküler
• Oto camları
• Koltuklar
Türk otomotiv ana ve yan sanayi, başta Bursa olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşmıştır. İki büyük otomobil fabrikasının Bursa’da bulunması ve iki adet “Organize Sanayi Bölgesi”nin kurulmuş olması otomotiv sanayiinin özellikle bu ilde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Endüstrinin yoğun olduğu diğer şehirler İstanbul, İzmir, Kocaeli, Ankara, Konya, Adana ve Manisa olarak sıralanmaktadır.
Türkiye’nin çeşitli yerlerinde dağınık bir şekilde faaliyet gösteren ve otomotiv sektörüne parça üreten TAYSAD (Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği) mensubu 291 üyeden 59’u bir araya gelerek, sorunlarının çözümünü sağlamak üzere ortak girişim grubu oluşturmuş ve TOSB’u (TAYSAD Organize Sanayi Bölgesi) kurmuşlardır. TOSB, Otomotiv Sektörüne parça üreten yerli ve yabancı sermayeli tüm firmaların, Türkiye’de gerçekleştirecekleri yatırımları için seçtikleri en önemli merkez özelliğini taşımaktadır. Bölgede, halen 56 üye üretim faaliyetinde bulunmakta ve 8.900 kişiye istihdam sağlanmaktadır.
Sektördeki bilgi birikimi, tecrübe, geniş ürün yelpazesi, yüksek ihracat potansiyeli ve Türkiye’nin coğrafi avantajlarından dolayı, oto yan sanayi sektörü yabancı yatırımcıları kendine çekmektedir. Şu anda otomotiv yan sanayinde 200 yabancı sermaye ortaklığı bulunmaktadır Dünyadaki büyük şirketlerin pek çoğu Türk firmalarıyla ortak yatırımlar yapmışlardır.
Oto yan sanayi kalite belgelendirmeleri için yoğun çabalar sarf etmektedir. TAYSAD üyelerinin yarıya yakını ISO 9000 Serisi kalite belgelerine sahiptirler. Türk oto yan sanayicileri Avrupa Kalite Ödülleri’nde (European Quality Award) Türk firmalarının öncüleri olmuşlardır. Oto lastiği imalatçısı BRİSA, 1996’da Avrupa Kalite Ödülü’nü alan ilk Türk firması olmuştur. Daha sonra BEKSA, 1997’de KOBİ dalında Avrupa Kalite Ödülü’nü almıştır. 1987’de kurulmuş olan BEKSA, lastiklerde kullanılan çelik kuşaklar ve yüksek basınç hortumları için hortum telleri üretmektedir. 2003 yılında, dünyanın ikinci en büyük otomotiv sistemleri üreticisi Bosch Grubuna ait Bosch San. ve Tic. AŞ Bursa Fabrikası, dünyanın kurumsal mükemmellik alanında en saygın ödülleri arasında yer alan Avrupa Kalite Büyük Ödülü'nü kazanmıştır. Bosch San. ve Tic. AŞ enjektör, enjektör gövdesi, raylı sistemler için enjektör üretmektedir. Bosch Bursa fabrikası 2008 yılında aynı ödülü ikinci kez alan tek Türk firması olmuştur.
TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARETİ

Otomotiv Ana Sanayi İhracatı

Otomotiv ana sanayi ihracatı 2011 yılında bir önceki yıla göre % 11,2 artarak 11,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye 2011'de 503.634 adet binek otomobil, 273.783 adet kamyon-kamyonet ve 11.695 adet otobüs-minibüs-midibüs ihraç etmiştir. Otomobil, kamyon ve otobüslerin ihraç değerleri sırasıyla 6,5 milyar dolar, 4 milyar dolar ve 1 milyar dolar olmuştur.


2011 yılı itibariyle başlıca ihraç pazarları Fransa, İtalya, Almanya, İngiltere, Rusya Federasyonu, İspanya ve A.B.D.’dir.


Otomotiv Yan Sanayi İhracatı

Bir motorlu taşıt, farklı yapı, malzeme ve teknoloji ile üretilen ve özgün yöntemlerle ve birbiri ile uyumlu olarak bir araya getirilen 5.000 dolayında parçadan oluşmaktadır. Bu parçaların üretiminde demir ve çelik, hafif metaller, plastik ve lastik, boya ve benzeri kimyasal maddeler ile cam kullanılmaktadır. Parçaların büyük bölümü yan sanayide üretilmekte ve ana sanayi bunları montaj yolu ile birleştirmek suretiyle taşıt aracını üretmektedir.
Bu nedenle motorlu taşıt araçları imalat sanayii, demir-çelik sanayii başta olmak üzere hafif metaller, plastik, lastik ve cam sanayii gibi ham madde üreten sanayii ile doğrudan ilişki içindedir. Pazardaki yoğun rekabet nedeni ile her geçen gün değişen ürün teknolojilerinin gerektirdiği yeni malzeme ve teknikler taşıt araçları sanayii ile ham madde sanayi arasında çok yakın işbirliğinin kurulmasını gerektirmektedir.
Otomotiv sanayii kurulduğu yıllardan beri dünya otomotiv sanayii ile yakın bir entegrasyon içindedir. 1970’li yıllarda lisans alarak “Teknik İşbirliği” ile başlayan üretim işbirliği, 1980’li yılların ortasından sonra giderek artan yabancı sermaye katılımı ile “Ekonomik İşbirliği”ne dönüşmüştür.
1990 yılına kadar geçen süre içinde, ülkemizde imal edilen her türlü motorlu araç, otomotiv yan sanayiinin gelişmesini de sağlamıştır. Kapasite artışı yanında rekabet için teknoloji yenileme ve Ar-Ge çalışmaları 1990’lı yıllardan itibaren büyük hız kazanmıştır. Bu yıllarda çağdaş üretim teknikleri, yoğun eğitim programları ile uygulamaya geçirilmiş ve özellikle kalite yönetim sistemleri kurularak, firmalar uluslararası kuruluşlar tarafından belgelendirilmiştir.
Türkiye oto yan sanayinde 90’lı yıllara kadar bazı mamuller dışındaki tüm parçalar günün teknolojisine uygun yatırımlar ile üretilmiş, üretilen milyonlarca araçta yerli katkı oranı % 90’ları aşmış, yan sanayiimiz bu şekilde ithal ikame görevini başarı ile tamamlamıştır.
1990’lı yıllardan sonra, ana sanayideki yeni model araç yatırımlarına paralel olarak yan sanayide de çok önemli yabancı ortaklıklar ve büyük yatırımlar gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin oto yan sanayi ihracatı, dünya ihracatı ile karşılaştırıldığında 1993 yılına kadar küçük ölçekte gerçekleşmiştir. Son 10 yılda sektör büyük çabalarla ihraç potansiyelini artırmıştır. İhracatın istikrarlı hale gelmesinde Türkiye’deki üretimin uluslararası sanayi ve ticaretle entegrasyonundaki başarı dikkate değer bir gelişmedir. Artık birçok firmamız Türkiye’de üretilen dünya araçlarında ortak tasarımcı olarak yer almaktadır.
Yan sanayi bugüne kadar sürdürdüğü gelişimini, gerek doğrudan yurt dışındaki üreticilere ve gerek yenileme pazarına ihracatını arttırarak devam ettirmiştir. Yan sanayiinin AB pazarına yönelik ihracatının daha da gelişeceği tahmin edilmektedir.
Türkiye’nin oto yan sanayi ihracatı 1997 yılında 896 milyon dolar iken 2008 yılında 7 milyar dolara ulaşmıştır. Küresel krizden etkilenen sektör 2009 yılında önceki yılın aynı dönemine göre %30 azalarak 5 milyar dolar olmuştur. 2010 yılında ise canlanan sektör ihracatını 6.5 milyar dolara yükseltmiştir. Söz konusu yükseliş 2011 yılında da devam etmiş olup, bir önceki yıla göre %26,4 artarak 8,3 milyar dolara ulaşmıştır. İhracatı yapılan başlıca parçalar motor aksam ve parçaları, dış ve iç lastikler, montaj karoseri aksamı, jantlar, kauçuk parçalar, transmisyon mili, frenler ve servo frenlerdir. Aslında, Türkiye halihazırda parçalar halinde pek çok otomobil, otobüs ve kamyon ihraç etmektedir.
Oto yan sanayinin ihracatında başta gelen şehirler sırasıyla Bursa, İstanbul, Kocaeli ve İzmir’dir.
Oto yan sanayi ürünleri dünyanın pek çok ülkesine ihraç edilmektedir. Başlıca ihraç pazarları Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, Romanya, İran, Rusya Federasyonu, İspanya Belçika, ABD ve Polonya’dır. 2011 yılında oto yan sanayi ihracatının yaklaşık %70’i başta Almanya, İtalya, Fransa ve İngiltere olmak üzere AB ülkelerine yapılmıştır. Türk firmaları, OPEL, VW, FORD, GM gibi pek çok Batılı üreticiye parça sağlamaktadırlar.

İNŞAAT MALZEMELERİ


TÜRKİYE’DE ÜRETİM
1990'ların başında ekonomideki gelişmeye paralel olarak inşaat malzemeleri sanayisi de olumlu gelişmeler göstermiştir. Bu dönemde inşaat malzemeleri üretimi ve ihracatında düzenli artışlar görülmüştür. Ancak 1990'lı yılların ortalarında başlayan yurt içindeki ve yurt dışındaki ekonomik krizlerin 2001 yılına kadar devam etmesi sektörün iç ve dış piyasalarda talep daralmaları ile karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. 2002 yılından itibaren kriz ortamından kurtulan ekonomi ile birlikte inşaat malzemeleri sektörü yeniden hareketlenmeye başlamıştır. ABD’de finansal piyasalarda başlayan krizin dünyaya yayılarak oluşturduğu küresel ekonomik krizin 2008 yılında Türkiye’de de hissedilmeye başlaması ile 2008 yılına kadar sürekli büyüyen inşaat sektöründe büyüme yerini küçülmeye bırakmıştır. 2010 yılında tekrar toparlanmaya başlayan inşaat malzemeleri sektöründe, inşaat sektöründe yakalanan yüksek büyüme rakamlarının da etkisi ile 2011 yılında büyüme trendini devam ettirmiştir.
2011 yılının 3. çeyreğinde inşaat sektörünün büyüklüğü 15 milyar TL'yi aşmıştır. Sektörün yılın 2. çeyreğinde %13,4 olan büyüme performansı kısmi bir gerilemeyle 3. çeyrekte %10,6 olmuştur.
Çeşitli mal ve hizmet üretimi ile yakın ilişkisi olan ve bünyesinde yoğun bir işgücü barındıran Türkiye inşaat sektöründe yaklaşık 1,9 milyon kişi (çalışan nüfusun yaklaşık % 6,9’u) çalışmaktadır. 2011 yılında Türk müteahhitlik şirketleri 43 farklı ülkede yaklaşık 19,6 milyar dolar değerinde 450 proje üstlenmişlerdir. Türkiye, temel inşaat malzemeleri üretimi ve ihracatı açısından dünyanın sayılı ülkeleri arasındadır. Özellikle çimento, inşaat demiri, demir-çelik inşaat aksamı ve ürünleri, plastik ve alüminyum inşaat malzemeleri, seramik, cam, boya, mermer, kablolar, elektrik malzemeleri ve ısıtma-soğutma cihazları, vb. ürünler yüksek üretim miktarıyla iç talebi karşılamakla kalmayıp kalitesi ile uluslararası pazarlarda rekabet avantajı elde etmektedir.
Çimento

Türkiye’de 2011 yılı sonu itibariyle 48’i entegre, 19’u öğütme olmak üzere toplam 67 çimento fabrikası bulunmakta olup, Türk çimento sektöründe 15 bin’den fazla kişi çalışmaktadır. 2011 yılının ilk 11 ayında çimento üretimi geçen yılın aynı dönemine oranla %1,81’lik artarak 58,5 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde üretilen çimentonun yaklaşık %18’i ihracata gitmiştir. Yine bu dönemde iç satışlarda %9 büyüme yaşanırken ihracatta %24 oranında daralma yaşamıştır. 2010 yılında Türkiye 1,1 milyar $’lık ihracat ile dünyada en fazla çimento ihracatı yapan ülke olmuştur. Türk çimento sektörü 2011 yılında ise 914 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştirmiştir. Başlıca ihraç pazarları Irak, Suriye, Rusya, Brezilya ve İsrail’dir.
Demir-Çelik

Demir-çelik sektörü sadece inşaat malzemeleri alanında değil otomotiv, elektronik, gemi inşa gibi pek çok alanda üretime ve gelişime katkısı olan bir sektördür. Türkiye, 2011 yılında 34,1 milyon tonluk ham çelik üretiminde bulunmuştur. Sektörde 29 firma faaliyet göstermekte olup, 35.000’in üzerinde kişi istihdam edilmektedir.
İnşaat sektöründe yoğun şekilde kullanılan demir-çelik uzun ürünleri (çubuk, profil) ihracatı 2011 yılında 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu alandaki başlıca pazarlarımız BAE, Irak, Singapur, Mısır ve İsrail’dir.
Türkiye, inşaat sektörüne yönelik her türlü boru ve bağlantı parçaları ve döküm parçaları üretmektedir. Türkiye demir çelik boru ve bağlantı parçaları ihracatı 2011 yılında 1,8 milyar dolara yaklaşmış olup, bu alandaki başlıca pazarlarımız ABD, Irak, Çek Cumhuriyeti, İngiltere ve Romanya’dır.
Cam

Dünya cam sektörü global ekonomiye paralel bir gelişmeyle yılda ortalama % 2-4 düzeyinde büyümektedir. Dünya cam üretiminin yaklaşık 120 milyon ton düzeyinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu üretimin % 45’ini cam ambalaj, % 37’sini düz cam, % 4’ünü cam ev eşyası, % 3’ünü cam elyaf ve % 10’unu diğer camlar oluşturmaktadır. Toplam üretimin % 34’ü Asya, % 30’u Avrupa, % 29’u ABD ve % 6’si diğer bölgelerde gerçekleştirilmektedir.
Ülkemiz cam sanayinin yurtiçi üretim kapasitesi yaklaşık 4,3 milyon tondur. Cam sektöründeki istihdam sayısı 20 bin civarındadır. Ülkemiz üretim kapasitesinin yaklaşık %90’ı Şişecam tarafından karşılanmaktadır.
Türkiye cam inşaat sektörüne yönelik cam ürünleri ihracatı 2011 yılında 2010 yılına göre %5 oranında artarak 124,1 milyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Cam ürünlerinin en fazla ihraç edildiği pazarlar Irak, Azerbaycan, İsrail, Türkmenistan ve Rusya Federasyonu’dur.
Seramik

Türkiye seramik kaplama malzemeleri sektöründe dünya üretiminin %3,2’sini, Avrupa üretiminin ise % 11’ini karşılamaktadır. Türkiye 160 milyon m² düzeyindeki yurtiçi pazar büyüklüğü ile seramik karo tüketiminde dünyanın 11. büyük pazarı konumundadır. Ayrıca, Türkiye 17 milyon adet üretimi ile Avrupa’nın en büyük seramik sağlık gereci üreticisi ülkesidir.
Seramik kaplamalar sektöründe 24 firma, seramik sağlık gereçleri sektöründe ise 40 üretici firma faaliyet göstermektedir. Sektörde yaklaşık olarak 30 bin kişi istihdam edilmektedir. Sektörde yer alan firmalar modernizasyon yatırımları ile teknolojilerini sürekli olarak yenilemişler ve bu süreç içinde Türkiye seramik kaplama sektörü dünya standardını yakalayarak dünya ölçeğinde kaliteli ürün üretir duruma gelmişlerdir. Türk seramik ürünleri ihracatının büyük bir kısmını inşaatlarda yer ve duvar kaplaması olarak kullanılan seramik kaplamalar oluşturmaktadır. Seramik kaplama malzemeleri ihracatı 2011 yılında bir önceki yıla göre % 11,5 artarak 521 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Türk seramik kaplama malzemelerinin en fazla ihraç edildiği ülkeler İsrail, İngiltere, Almanya, Irak ve Azerbaycan’dır. Seramik sağlık gereçleri sektörü ihracatı ise 2011 yılında bir önceki yıla göre % 14 artarak 178 milyon dolar olmuştur. En fazla seramik sağlık gereçleri ihracatı yapılan ülkeler Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve Irak’tır.
Doğal Taşlar

Dünyanın en zengin mermer yataklarının bulunduğu Alp kuşağında yer alan Türkiye, 5,1 milyar m3 –13,9 milyar ton muhtemel mermer rezervine sahiptir. Bu değer 15 milyar m3 olduğu tahmin edilen dünya rezerv toplamının %33’üne karşılık gelmektedir. Türk doğal taş sektörü; çeşit ve rezerv zenginliği, sektör deneyimi, ham madde bolluğu, deniz ulaşımında nakliye kolaylığı, dinamik sektör yapısı, kullanılan yeni teknolojiler ve geniş renk yelpazesi ile dünya doğal taş piyasasında önemli bir yere sahiptir. Sektörde yaklaşık 1.500 adet doğal taş ocağı, fabrika ölçeğinde faaliyet gösteren 2.000 kadar tesis, orta ve küçük ölçekli 9.000 atölye faaliyet göstermektedir. İstihdam edilen kişi sayısı 300.000 civarındadır. 2011 yılında ise doğaltaş ihracatı bir önceki yıla göre %6,6 artarak 1,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 200 farklı ülkeye ihracat yapılan doğal taş ticaretinde Çin, ABD, Irak, Suudi Arabistan ve İngiltere ihracatımızda ilk sıralarda yer alan ülkeler olmuştur.
Plastik İnşaat Malzemeleri

Son yirmi yıl içinde plastik inşaat malzemelerinde, özellikle de plastik kapı ve pencere üretimi ve tüketiminde büyük bir artış olmuştur. 2010 yılı plastik mamul üretimi 5,5 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Plastik inşaat malzemeleri ile ilgili olarak; sektörde 5.000’in üzerinde firma bulunmakta ve 200 binin üzerinde kişi çalışmaktadır. Plastik inşaat malzemeleri ihracatı 2011 yılında % 19 artarak 1,1 milyar dolar olmuştur. Sektörde ihracat yapılan başlıca ülkeler Irak, Rusya Federasyonu, Azerbaycan, Türkmenistan ve Gürcistan’dır.
Boya

Türkiye boya sektörü 2010 yılı sonu itibarı ile iç ve dış pazarlardaki ekonomik büyüklüğü 2,5 milyar dolara ulaşmıştır. Sektör, bu büyüklüğü ile Avrupa genelinde altıncı büyük boya üreticisi olma sıfatını taşımaktadır. Dünya genelinde gerçekleşen 35 milyon tonluk üretimin ortalama %2’sini gerçekleştiren Türk boya sanayi, son yıllarda başta Orta Doğu, Yakın Doğu, Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Kafkaslar olmak üzere çok geniş bir coğrafyada sektörel ihracatı geliştirme yönündeki çabalarını sürdürmektedir. Sektörde yaklaşık 600 firma faaliyet göstermekte olup, yaklaşık 200 bin kişi istihdam edilmektedir. İnşaat boyaları ihracatı 2011 yılında % 16,4 artarak 364 milyon dolara ulaşmıştır. Sektörde ihracat yapılan başlıca ülkeler Irak, İran, Azerbaycan, Romanya ve Gürcistan’dır.
Ağaç Ürünleri

Türkiye ormancılık sektöründe yaklaşık 8.000 firma faaliyet göstermektedir. 2010 yılında 12,6 milyon m3 üretim gerçekleştiren sektör yaklaşık 300.000 kişiyi istihdam etmektedir. Türkiye ahşap inşaat malzemeleri ihracatı, ağaç ve orman ürünleri ihracatının yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır. Ağaçtan inşaat malzemeleri ihracatı 2011 yılında bir önceki yıla göre % 13,5 artarak 423 milyon dolara ulaşmıştır. Sektörde ihracat yapılan başlıca ülkeler İran, Irak, Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’dır.
TÜRKİYE DIŞ TİCARETİ

İhracat

2000 ve 2001 yıllarında Türkiye’de yaşanan ekonomik krizler sonucu iç piyasada talebin azalması ile inşaat malzemesi sektörü ihracata çok daha fazla ağırlık vermeye başlamıştır. Kriz sonrası ekonominin toparlanmaya başlaması inşaat malzemesi sektörünü de olumlu yönde etkilemiş, 2002 yılından itibaren sektör ihracatı yükselme eğilimine girmiştir. 2002 yılında 4,1 milyar dolar olan inşaat malzemeleri ihracatı, yılda ortalama % 34 oranında artarak 2008 yılında 23,5 milyar dolara ulaşmıştır. 2009 yılında ise ekonomik krizin de etkisiyle inşaat malzemeleri ihracatımız bir önceki yıla oranla yaklaşık % 33 oranında azalarak 15,7 milyar $’a gerilemiştir. 2010 yılında tekrar toparlanan inşaat malzemeleri sektörü 16,4 milyar $ ihracat gerçekleştirmiştir. 2011 yılında inşaat malzemeleri ihracatı yaklaşık %20 artışla 19,7 milyar $ olarak gerçekleşmiştir. Sektör ihracatında demir-çelik ürünleri yaklaşık 10 milyar dolarlık değeriyle en büyük grubu oluşturmaktadır. Bu grup içinde en çok ihraç edilen ürünler demir-çelik çubuk, profil ve teller (6,2 milyar dolar) ile demir-çelik borulardır (1,8 milyar dolar). İkinci sırada ise 1,5 milyar dolar ile yalıtımlı kablolar gelmektedir. Plastik inşaat malzemeleri grubu ise 1,2 milyar dolarlık ihracatı ile üçüncü büyük gruptur. İnşaat malzemeleri 2011 yılında 200 ülkeye ihraç edilmiş olup başlıca pazarlar Irak, Almanya, BAE, İngiltere ve ABD’dir.
İthalat

2009 yılında 5,4 milyar dolar olan inşaat malzemeleri ithalatı 2010 yılında yaklaşık % 26 oranında artarak 6,8 milyar dolara ulaşmıştır. 2011 yılında ise % 29 artarak 8,8 milyar $ olarak gerçekleşmiştir.
Sektörün 2011 yılı ithalatında demir-çelik ürünler 2,2 milyar dolarlık değeriyle en büyük grubu oluşturmaktadır. Isıtma ve soğutma cihazları 1,1 milyar dolar ile ikinci, elektrik malzemeleri 1,1 milyar dolar ile üçüncü büyük gruptur.
2011 yılında 176 ülkeden inşaat malzemeleri ithal edilmiş olup ithalat yapılan başlıca ülkeler Çin, Almanya, İtalya, Fransa ve İspanya’dır.

HAZIR GİYİM SEKTÖRÜ


SEKTÖRÜN TANIMI

TÜRKİYE’DE ÜRETİM

Tekstil ve hazır giyim sektörü, 1980 yılında uygulamaya konulan ihracata yönelik kalkınma politikası ile hızla büyümeye başlamış ve bu tarihten itibaren sektöre yapılan yatırımlar artmıştır. Tekstil ve hazır giyim sektörü birlikte değerlendirildiğinde, gayri safi yurt içi hasıla, imalat sanayi ve sanayi üretimindeki pay, ihracat, ekonomiye sağladığı net döviz girdisi, istihdam, yatırım gibi makro-ekonomik büyüklükler açısından Türkiye’nin önemli sektörlerinden biridir. Tekstil ve hazır giyim sektörü beraberce ülkemiz GSYİH’sinin yaklaşık %7’lik kısmını sağlamaktadır. Bugün Türk tekstil ve hazır giyim sektörü büyük oranda ihracat odaklı bir sektördür. Mevcut kapasiteler yurt içi talepten oldukça fazladır. Türk hazır giyim sektörü %3,4 pay ile dünyanın 7. büyük hazır giyim ihracatçısı konumundadır. AB ülkelerine tekstil ve hazır giyim ihracatında ise ülkemiz Çin’in ardından 2. sırada yer almaktadır. Bugün, hazır giyim sektörü, üretim ve istihdamdaki büyük ağırlığıyla ülkemiz ekonomisinin lokomotif sektörlerinden birisi konumundadır. Sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin çoğu küçük ve orta büyüklükteki işletmeler niteliğindedir. Sosyal Güvenlik Kurumu istatistiklerine göre, Türkiye genelinde tekstil ve hazır giyim sektörlerinde faaliyet gösteren firmaların sayısı 52.000 civarındadır. Bu firmalarda kayıtlı yaklaşık 918.000 kişi istihdam edilmektedir. Türkiye’de üretilen hazır giyim ürünlerinin büyük bir kısmını pamuklu ürünler oluşturmaktadır. Sektör üretiminin yaklaşık %65’i ihraç edilmektedir. Yine, ihraç edilen ürünlerin yaklaşık %80’ini pamuklu ürünler oluşturmaktadır. Sektörün pamuk, yün, iplik ve kumaş gibi hammadde ve ara malı ihtiyacı büyük ölçüde yurt içinden karşılanmakla birlikte, önemli miktarda ithalat da gerçekleştirilmektedir. Türkiye dünyanın 8. büyük pamuk üreticisi olmasına karşın, yerli üretim iç talebi karşılamamaktadır. Ülkemiz dünya pamuk tüketiminde 4. sırada bulunurken, organik pamuk üretiminde dünyada Hindistan ve Suriye’den sonra üçüncü sırada yer almaktadır. Sektörün sahip olduğu başlıca avantajlar hızlı teslimat, hedef pazarlara olan yakınlık, teknik, sosyal ve idari bilgi birikimi, tecrübe, geniş ürün yelpazesi ve tasarım kapasitesi olarak sıralanabilir. Hazır giyim sektöründeki büyük firmalar son zamanlarda yurt içinde ve yurt dışında mağazalaşmaya yoğunlaşmışlardır. Türk hazır giyim sanayi esnek üretim yapısına sahip olup, değişen moda eğilimlerine de uyum sağlayarak yüksek katma değere sahip, modalı ürünler üretir konuma gelmiştir. Dünyada, özellikle gelişmiş ülkelerde çevre, kalite, sağlık vb. alanlarda yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak bu konularla ilgili çeşitli düzenlemelere ve uygulamalara gidilmektedir. Bugün, hazır giyimde en önemli pazarımız olan AB’de çevre ve sağlıkla ilgili olarak yaşanan gelişmelerin bir sonucu olarak, pek çok ürünün yanı sıra tişörtler için AB çevre etiketi geliştirilmiştir. Firmalarımız da son yıllarda bu gelişmeleri yakından takip etmekte ve çevre etiketlerine artan bir oranda ilgi göstermektedirler. Buna bağlı olarak da kalite yönetim sistemlerine uygun faaliyet gösteren firmaların sayısı hızla yükselmektedir. Sektör Avrupa’da uygulamaya konan çevre ve sağlıkla ilgili düzenlemelere uyum sağlamıştır. Azo boyar maddelerle ilgili özellikle Almanya’da başlayan gelişmelerin bir sonucu olarak, 1 Mart 1995’den itibaren söz konusu boyar maddelerin Türkiye’de üretimi, kullanımı ve ithali ile söz konusu aminlerin boyar madde üretiminde kullanımı yasaklanmıştır.
TÜRKİYE'NİN DIŞ TİCARETİ

İhracat

2005 ve 2006 yılında 11,5 milyar dolar civarında gerçekleşen hazır giyim ihracatı 2007 yılında %15,6 oranında artış göstererek 13,5 milyar dolara yükselmiştir. 2008 yılında ise önemli pazarlarımızdan İngiltere ve A.B.D.’ye gerçekleştirilen ihracatın sırasıyla %20 ve %40 oranlarında gerilemesi toplam hazır giyim ihracatının %2,3 düşmesine ve 13,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesine yol açmıştır. 2009 yılında küresel krize bağlı dış talepteki daralmanın bir sonucu olarak %14,7 gerileyerek 11,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen sektör ihracatı, 2010 yılında yeniden artış trendine girerek %10,3 oranında artış göstermiş ve 12,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2011 ve 2012 yıllarında sırasıyla %9,4 ve %2,5 artış sağlanmış, 2013 yılında ise %8,1 oranında artışla 15 milyar dolar tutarında hazır giyim ürünleri ihracatı gerçekleştirilmiştir. Son yıllarda hazır giyim ihracatının toplam ihracat içindeki payı azalmış olmakla birlikte söz konusu pay 2012 yılında %9,1 iken 2013 yılında artarak %9,9 olmuştur. 2012 yılı itibarıyla hazır giyim ihracatının 8,4 milyar doları örme ürünlerden, 5,4 milyar doları da örülmemiş ürünlerden kaynaklanmıştır. 2013 yılında ise ülkemiz 9,3 milyar dolarlık örme ürün, 5,7 milyar dolarlık da örülmemiş ürün ihracatı gerçekleştirmiştir. 3,3 milyar dolarla tişörtler, 1,6 milyar dolarla kazaklar, 1,2 milyar dolarla kadın ve kız çocuklar için takımlar ve 1,1 milyar dolarla çoraplar örme ürünler arasında en öne çıkan ihracat kalemleridir.


Örülmemiş ürünlerden ise 2013 yılında 2,3 milyar dolarla kadın ve kız çocuklar için takımlar, 1,5 milyar dolarla erkek ve erkek çocuklar için takımlar, 631 milyon dolarla kadın ve kız çocukları için bluz ve gömlekler ve 534 milyon dolarla erkek ve erkek çocuklar için gömlekler en önemli ihracat kalemlerini oluşturmuştur.


Türkiye 2013 yılı hazır giyim ihracatının %70,9’unu ilk 10’da yer alan Almanya (%20,8), İngiltere (%13,7), İspanya (%9,7), Fransa (%6,1), Hollanda (%5,3), İtalya (%4), Irak (%3,4), Danimarka (%3,2), Belçika (%2,5) ve Polonya’ya (%2) gerçekleştirmiştir. Bu ülkelerden Almanya, uzun yıllardır Türkiye’nin en önemli hazır giyim pazarı durumundadır. Son 10 yıldır diğer ülkelere yapılan ihracatın gelişmesiyle, Almanya’nın payı 1996 yılında %47,3 iken 2013 yılında %20,8’e kadar gerilemiştir. Uzun yıllar Almanya ve A.B.D.’nin ardından üçüncü önemli pazar olan İngiltere, 2002 yılında ikinciliğe yükselmiş ve günümüze kadar sıralamadaki yerini korumuştur. Buna karşın 2008 yılında İngiltere’ye gerçekleştirilen hazır giyim ihracatı %20,4 gibi çok keskin bir gerileme göstererek 2,4 milyar dolardan 1,9 milyar dolara kadar gerilemiş, 2009 yılında da %13 oranında gerileyerek 1,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu ülkeye ihracatımız 2010 yılında artış trendine girmiş, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında sırasıyla %14,7, %0,7 ve %7,9 oranlarında artarak 2012 yılında 2,1 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. 2013 yılında ise anılan ülkeye %2,2 oranında azalış ile 2 milyar dolar tutarında ihracat gerçekleştirilmiştir.
2002 yılında İngiltere’nin ardından üçüncülüğe gerileyen A.B.D.’ye gerçekleştirilen hazır giyim ihracatı, 2003 yılında 1,2 milyar dolarla en yüksek seviyesine ulaşmış; ancak, sonraki yıllarda büyük bir gerileme içine girerek 2013 yılı itibarıyla 229 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. ABD ülkemiz hazır giyim ihracatında %1,5 pay ile 15. sırada yer almaktadır.
Diğer taraftan Irak son yıllarda hazır giyim ihracatımızın en fazla artış gösterdiği pazarlardan birisi olmuştur. 2009 yılında Irak’a yönelik hazır giyim ihracatımız %90,5 oranında artış göstererek 161,4 milyon dolara ulaşırken, ülkemiz hazır giyim ihracatı içindeki payı %1,4’e yükselmiştir. Anılan ülkeye yapılan hazır giyim ihracatı 2010, 2011 ve 2012 yıllarında sırasıyla %6, %33 ve %52,7 oranlarında artış göstermiştir. 2013 yılında ise anılan ülkeye %47,7 artış ile 513 milyon dolar ihracat gerçekleştirilmiştir. Bu ülkenin toplam hazır giyim ihracatımız içindeki payı %3,4’e yükselmiş olup, anılan ülke ülkemiz hazır giyim ihracatında 7. sırada yer almaktadır.
2013 yılında hazır giyim ihracatımızdan aldığı %1,9 pay ile AB ülkeleri dışında en fazla ihracat artışı sağlanan ülke Ukrayna oluştur. Anılan ülkeye 2013 yılında %88,5 artış ile 282 milyon dolar hazır giyim ihracatı gerçekleştirilmiştir.


İthalat

Türkiye’nin hazır giyim ithalatı, kotaların kaldırılması süreciyle birlikte, özellikle 2003 yılından itibaren hızla yükselmeye başlamış ve 2011 yılı itibarıyla 2,9 milyar dolara ulaşmıştır. Ancak 2012 yılında hazır giyim ithalatımız %20,9 oranında gerileyerek 2,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2013 yılında ise sektör ithalatı yeniden artış göstererek 2,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Çin, Bangladeş, Hindistan, Vietnam, Kamboçya, Sri Lanka, Endonezya ve Pakistan’dan gerçekleştirilen hazır giyim ithalatı 1998’de %7 payla sadece 14,5 milyon dolarken, 2013 yılına gelindiğinde %69,2 payla yaklaşık 1,9 milyar dolara ulaşmıştır. Diğer taraftan son yıllarda Çin ve Bangladeş, ülkemiz ithalatında benzer Uzakdoğu pazarlarını geride bırakarak öne çıkmıştır. Hazır giyim ithalatımızda Çin 1. sırada, Bangladeş 2. sırada yer almaktadır. 2012 yılına kadar anılan ülkelerden yapılan hazır giyim ithalatımız artmış olup, 2012 yılında Çin’den yapılan ithalat %26,6, Bangladeş’ten yapılan ithalat %21,6 oranında azalmıştır. 2013 yılında ise Çin’den %3,4 artış ile 829,6 milyon dolar; Bangladeş’ten ise %45,4 artış ile 780,2 milyon dolar tutarında hazır giyim ithalatı yapılmıştır. Sektör ithalatında 3.sırada İtalya yer almaktadır. İtalya’dan 2013 yılında %8,7 artış ile 145,9 milyon dolar tutarında ithalat gerçekleştirilmiştir.


Ürünler bazında hazır giyim ithalatı incelendiğinde, örülmemiş giyim eşyasının 1,9 milyar dolarla daha önemli bir yer tuttuğu görülmüştür. Bu ürünler arasında özellikle kadın ve kız çocukları için takımlar ve erkekler ve erkek çocuklar için takımlar ithalatta önemli yer tutmuştur. Örme ürünlerde ise, ithalat 941 milyon dolar olarak gerçekleşirken, kazak ve tişörtler en önemli kalemleri oluşturmuştur.


DÜNYA HAZIR GİYİM TİCARETİ
2005 yılında kotaların kalkmasıyla birlikte, dünya hazır giyim pazarında hem arz hem de talep yönünde şiddetli bir rekabet yaşanmaya başlamıştır. Kötüleşen ekonomik koşullar nedeniyle A.B.D, Almanya ve Japonya gibi büyük ülkelerde tüketicilerin satın alma kararlarında fiyatın önemi artmaya başlamıştır. Özellikle, tüketicilerin belirli bir kalitedeki ürünü daha düşük fiyatlardan talep etmesi, hazır giyim ürünleri üzerinde ciddi bir fiyat baskısı yaratmıştır. Diğer taraftan, perakende sektöründe faaliyet gösteren firmaların çeşitlenmesi, sayılarının artması ve faaliyetlerinin genişlemesi hazır giyim ürünlerindeki fiyat rekabetini şiddetlendirmiştir. Örneğin, geçmişte distribütörlerden ya da doğrudan ithalatçılardan alım yapan perakendeciler, günümüzde doğrudan ithalata, hatta ucuz işçilikle üretim yapan ülkelerde fason üretime yönelmişlerdir. Bu da perakendecilere, aracısız olarak doğrudan tüketiciye ulaşma imkanı vermiş ve fiyatların düşmesine yol açmıştır. Kotaların kalkmasıyla birlikte, büyük alım gruplarının alımlarını tek ya da birkaç ülkede yoğunlaştırması ve bunu üreticiler üzerinde kullanması, fiyatlar konusunda üreticilerin aleyhine önemli bir baskı unsuru oluşturmuştur. Dolayısıyla, bu baskı, hem üretici ülkeler arasında, hem de aynı ülkedeki üreticiler arasında şiddetli bir rekabetin yaşanmasına yol açmıştır.
Kotaların kalkmasıyla dünya tekstil ve hazır giyim pazarlarındaki koşullar değişmiş, firmaların 2005 öncesinde sahip oldukları tedarik imkanları büyük ölçüde sınırlanmıştır. Yeni dönemde ürün tedariki yanında hizmet sunumu da önem kazanmıştır. Dünya tekstil ve hazır giyim ticaretine etki eden en önemli olay, Çin’in 11 Aralık 2001 tarihinde DTÖ’ye 143. üye olarak girmesi olmuştur. Çin bu üyelikle, DTÖ’nün “Tekstil ve Konfeksiyon Antlaşması”na tabii olmuş ve 2005 yılından itibaren kotaların kaldırılmasıyla tekstil ve konfeksiyon ihracatını önemli oranda artırmıştır. Bununla birlikte, 1,3 milyarlık nüfusa sahip olan Çin aynı zamanda önemli bir pazar durumuna gelmiştir. Dünya hazır giyim ihracatı 2012 yılında 405,5 milyar dolar civarında gerçekleşmiş olup, bu rakamın 212,1 milyar doları örme ürünlerden, 193,4 milyar doları da örülmemiş ürünlerden oluşmaktadır. Örme hazır giyim ticaretinde en önemli yeri kazaklar ve kadın ve kız çocukları için takımlar tutmaktadır. 2012 yılındaki ticaret kazaklarda 48,6 milyar dolar, kazaklarda ise 39,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Örülmemiş hazır giyim ticaretinde ise en önemli yeri kadın ve kız çocukları için takımlar ile erkek ve erkek çocuklar için takımlar tutmaktadır. 2012 yılındaki ihracat, kadın ve kız çocukları için takımlarda 53,2 milyar dolar, erkek ve erkek çocuklar için takımlarda ise 41,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.


Ülkeler bazında bakıldığında, 2012 yılı itibarıyla örme hazır giyim ihracatında Çin (%41), Bangladeş (%5,5), Hong Kong (%5,3), Almanya (%4), Türkiye (%4), İtalya (%3,7), Vietnam (%3,3), Hindistan (%2,6), Kamboçya (%1,9), Belçika (%1,9), Fransa (%1,8), İspanya (%1,8) ve Hollanda’nın (%1,7) ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir.
Örülmemiş hazır giyim ihracatında ise Çin (%31,7), İtalya (%6,5) ve Bangladeş (%5,7) ilk üç sırada yer almıştır. Bu ürünlerin ihracatında önde gelen diğer ülkeler ise Almanya (%5,2), Hong Kong (%5,2), Vietnam (%4,4), Hindistan (%3,8), Fransa (%2,9), Türkiye (%2,8), İspanya (%2,8) ve Endonezya (%1,9) olmuştur.


Ülkeler bazında 2012 yılı örme hazır giyim ithalatında A.B.D. (%22,2), Almanya (%8,5), Japonya (%8,2), İngiltere (%6,2), Fransa (%5,2), Hong Kong (%4,2), İtalya (%3,9), İspanya (%3,2), Hollanda (%2,5), Kanada’nın (%2,2) ilk sıralarda olduğu görülmektedir. Örülmemiş hazır giyim ithalatında da benzer şekilde A.B.D. (%20,1), Almanya (%9,3), Japonya (%8,6), İngiltere (%6,2), Fransa (%5,6), İtalya (%3,9), Hong Kong (%3,7), İspanya (%3,7), Hollanda (%2,6) ve Kanada (%2,2) ilk sıralarda yer almıştır. 2012 yılı itibarıyla dünya toplam hazır giyim ithalatının %21,1’ini (80,7 milyar dolar) ABD, %8,9’unu da Almanya (33,9 milyar dolar) gerçekleştirmiştir.